31 Ekim 2011 Pazartesi

OYUN - OYUNCAK


OYUN - OYUNCAK
Hangi yasta olursa olsun, çocugunuzla oynadiginiz oyunlari kaybedin. Çocuğunuzun “yenile yenile yenmeyi ögrenecegini” düsünüyorsaniz yaniliyorsunuz. Çocuklar yenildikleri zaman daima oyuna ilgilerini kaybederler.
Çocuğunuza pahali elektronik oyuncaklar almak isteginiz zaman iki kere düsünün. Bozar diye oynamasina izin vermediginiz zaman, hem sevincini, hem girisimciligini engellemis olursunuz.
Pahali elektronik oyuncaklar büyük çogunlukla kullanisli oyuncaklar degildir. Çünkü verdikleri ilk sevincin ötesinde birçok sikinti getirirler.


ILETISIM
Küçük Çocuğunuza bir sey söylerken, diz çökerek onunla ayni hizaya gelmeye çalisin. Sizinle isbirligi yapmaya daha istekli olduğunu göreceksiniz.
Çocuğunuzun her yasta anlattigini, sikintidan patlasaniz bile can kulagiyla dinleyin.
Söyleyeceklerini bilseniz bile çocuğunuzu iyi dinleyin. Vaktiniz yoksa bunu ona söyleyin ve sonra dinleyin.
Çocuğunuzun anlattiklarini dinlemiyorsaniz, bir süre sonra onun da sizi dinlemedigini fark edersiniz.
çocuğunuzu yargilamadan dinleyin. Böylece onun gerçek duygu ve problemlerini ögrenme sansiniz olur.
Çocuğunuzun duygularina karşı çikmayin. Düsüncenin dogrusu, yanlisi olsa bile, duygunun dogrusu, yanlisi olmaz.
Korkuyorum, diyorsa “Ne var bunda korkacak?” diye karşı çikmak yerine, “Demek korkuyorsun” diyerek sarilin. Göreceksiniz hem korkusunu anlatacak, hem de onu yenme sansi artacaktir.
Kendisini sikintiya sokan her yasantisindan sonra, “ne sonuç çikarttigini” sorarak, “ders almasina” ve “tecrübe kazanmasina” yardimci olun. O sırada onunla asla tartismayin. Ders vermeye kalkmayin. Mutlaka gerekiyorsa bunlari daha sonra, duygulari yatistiktan sonra yapin.
Çocuğunuzu hatasini görmesi için zorlamayin. Böylece aradan zaman geçince gerçegi görmesini kolaylastirmis olursunuz.
Çocuğunuzu kendinize düsman etmek istemiyorsaniz, bir basarisizligindan sonra “Ben sana demedim mi?” demeyin.
Çocuğunuza emir vermeyin. Ondan isteyin.
Çocuğunuza bir saticidan istediği tenzilati veya tavizi kavga etmeden almasini ögretin.
Haksizliga ugradiginiza inandiginiz bir yerde, hakkinizi arayis biçiminize Çocuğunuzun tanik olmasini saglayin. Ona kavga etmeden ve bagirmadan haksizliklara karşı çikmanin mümkün olduğunu gösterin.
Çocuğunuzu dinlerken, mutlaka yüzüne bakin ve onunla göz iliskisi içinde olun. Kendisine önem verildigini hissedecektir.
Çocugunuzla iddialasmayin. yumuşak bir sesle “Ben böyle düsünüyorum” deyin ve susun.
Dediginizi kabul etme ihtimali artar (hemen degilse bile, biraz sonra).
“Ne” söylediginizden çok daha önemli olan “nasıl” söylediginizdir. Iliskiniz istemediginiz gibi gelisiyorsa, ifadenizi ve beden dilinizi kontrol edin.
Iletisim kisiye degil, kisiyle yapilir. Siz konusurken Çocuğunuz susup dinliyorsa, bosa konusuyorsunuz demektir.
Kimse duymak istemeyen biri kadar sagir degildir.
Çocuğunuza düsünce ve duygularini ifade etme firsati verin ve cevap veriyor diye ona kizmayin.
Çocuğunuza doğru bilgi verin. “nasıl olsa anlamaz”, “bunu onun iyiligi için yapiyorum” gibi gerekçelerin arkasina siginmayin. Kaybolan güven geri gelmez.
Çocuklarla anlasmanin en iyi yolu, onlara iyi niyetle yaklasmaktir.
Çocugunuzla aranizdaki duygusal çatisma, istemediginiz boyutlara variyorsa, “kimin hakli olduğunu” düsünmek yerine, varmak istediginiz amaci düsünün ve davranisinizi gözden geçirin.
Çocuğunuzun yaptigi bir seyden hoslandiginizda, bunu sebebiyle belirtin. Böylece “otomatik” tesekkür yerine, insanlari mutlu eden “özel tesekkür”e geçebilirsiniz.
Bir tartisma sirasinda asla birkaç problemi birlikte çözmeye çalismayin. Konulari teker teker ele alin.
Gazeteden okudugunuz haberi, size tekrar okusa da, ilgiyle dinleyin. Böylece ortak bir duygu paylasmis olursunuz.
Çocuğunuzun ilgilendigi konulardan, kitaplardan, müzikten zevk almaya çalisin. Iyi arkadaslik, paylasilan ortak heyecanlarla gerçekleşir.
Çocuklarinizi spor, tiyatro gösterisi, diploma töreni gibi özel günlerinde yalniz birakmayin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder