7 Ağustos 2011 Pazar

Osmanlıda Sanat

SANAT


1- Dînî Mimârî
Erken Dönem Osmanlı Sanatı, Klasik Dönem Osmanlı Sanatı ve Geç Dönem Osmanlı Sanatı olarak dönemlere ayrılmaktadır.

Erken Dönem Osmanlı Mimârîsi (1299-1453, Kuruluş Dönemi)
Camiler: İlk dönem Osmanlı camilerinin en çok bulunduğu merkezler, İznik, Bursa, Edirne ve İstanbul’dur.
• Hacı Özbek Camii (İznik/1333). Osmanlıların yaptığı ilk camidir.
• Yeşil Camii (İznik/1378-1391)
• Hüdâvendigâr Camii (Bursa/1366)
• Yeşil Camii (Bursa/1424)
• Ulu Camii (Bursa/1396-1400). Çok kubbeli camiler grubunun en anıtsal yapısıdır.
• Eski Camii (Edirne/1403-1413)
• Hacı Bayram Camii (Ankara/1427)
• Üç Şerefeli Camii (Edirne/1437-1447)

Medreseler:
• Süleyman Paşa Medresesi (İznik/?) İlk Osmanlı medresesi olduğu sanılmaktadır. Orhan Gazi yaptırmıştır.
• Lala Şahin Paşa Medresesi (Bursa/1339)
• Yıldırım Medresesi (Bursa/1400)
• Yeşil Mederese (Bursa/1420-1424)

Mezar Anıtları:
• Yeşil Türbe (Bursa/1421)
• Kırgızlar Türbesi (İznik/?) Orhan Gazi Dönemi’nde yapıldığı sanılmaktadır.
• Hacı Bayram Türbesi (Ankara/1429).
• Kuruluş Dönemi’nde yapılan diğer önemli türbeler, İznik Sarı Saltuk Türbesi, İznik Yakup Çelebi Türbesi, Bursa Devlet hatun Türbesi, Bursa Hüma hatun Türbesi ve Gebze Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi’dir.

Klasik Dönem Osmanlı Mimârîsi(1453-1700)
Camiler:
• Fatih Külliyesi Camii (İstanbul/1463-1470)
• Bayezid Külliyesi Camii (İstanbul/1501-1505)
• Haseki Külliyesi (İstanbul/1539). Mimar Sinan’ın ilk eseridir.
• Şehzade Camii (İstanbul/1544-1548). Mimar Sinan’ın atılım yaptığı, anıtsal mimarinin merkezî yapı denemelerinin ilk büyük örneğini verdiği eserdir. Sinan, bu yapıya “Çıraklık eserim” demiştir.
• Süleymaniye Külliyesi Camii (İstanbul/1550-1557). Mimar Sinan buna “Kalfalık eserim” demiştir.
• Selimiye Camii (Edirne/1569-1575). Sinan bu camiyi “Ustalık eseri” olarak kabul etmiştir.
• Mimar Sinan’ın yukarıdakiler dışında en önemli camileri arasında şunlar da vardır: Şam Hüsreviye Camii, İstanbul Üsküdar Mihrimah Sultan Külliyesi Camii, Tekirdağ Rüstem Paşa Külliyesi Camii, Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Camii, Havza Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Camii, Diyarbakır Melek Ahmet Paşa Camii.
• Sultan Ahmet Külliyesi Camii (İstanbul/1609-1617)
• Yeni Camii (İstanbul/1598-1663)

Medreseler:
• Haseki Külliyesi Medresesi (İstanbul/1539)
• Şehzade Külliyesi Medresesi (İstanbul/1545-1548)
• Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul/1550)
• Mihrimah Sultan Külliyesi Medresesi (İstanbul/1562-1565)
• Selimiye Külliyesi Medresesi (Edirne/1569)
• Kılıç Ali Paşa Külliyesi Medresesi (İstanbul/1580)

Mezar Anıtları:
• Eyüp Sultan Türbesi (İstanbul/1459)
• Fatih Sultan Mehmet Türbesi (İstanbul/1482)
• Yavuz Sultan Selim Türbesi (İstanbul/1520)
• Barbaros Hayrettin Türbesi (İstanbul/1541)
• Şehzade Mehmet Türbesi (İstanbul/1544)
• Kanunî Sultan Süleyman Türbesi (İstanbul/1566)
• II. Selim Türbesi (İstanbul/1577)


Geç dönem Osmanlı Mimârîsi
Camiler:
• Nuruosmaniye Camii (İstanbul/1748-1755)
• Lâleli Camii (İstanbul/1763)
• Nusretiye Camii (İstanbul/1826)
• Dolmabahçe Camii (İstanbul/1853)
• Ortaköy Camii (İstanbul/1854)
• Aksaray Valide Camii (İstanbul/1871)
• Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde mimarî alanda yaşanan Neo Klasik Dönem, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da etkisini sürdürmüştür. Bu dönemin en ünlü mimarı Kemalettin Bey’dir. En ünlü eserleri arasında, İstanbul’da Bostancı ve Bebek camileri, Vakıf Hanları, Sultan Mehmet Reşat Türbesi, Ankara’da eski TBMM binası ile Gazi Eğitim Enstitüsü bulunmaktadır.

2- Sivil Mimârî
Saraylar: Osmanlı Dönemi’nde yapılan ve günümüzde ayakta duran saraylar Şunlardır: Topkapı, Dolmabahçe, Beylerbeyi, Yıldız, Çırağan, İshakpaşa.

• Topkapı Sarayı: Fatih Sultan Mehmet Tarafından 1478 yılında Sarayburnu’nda Marmara ve Boğaz’a egemen bir konumda inşa edilmiştir. 400 yılı aşkın bir dönem Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olmuştur. 700 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan saray, 1400 m. uzunluğunda bir surla çevrilidir. Çeşitli dönemlerde ilâveler yapılmıştır. Sarayın içinde çok zengin bir müze bulunmaktadır. “Kutsal Emanetler”in yer aldığı Hırka-i Saadet Dairesi de buradadır.
• Dolmabahçe Sarayı: Abdülmecit Dönemi’nde, 1853 yılında yapımına başlanmış, 1856 yılında kullanıma açılmıştır (Osmanlı ilk dış borcu 1854’te almıştır dikkatinizi çekerim). 250 bin metrekarelik bir alanı kapsar. Avrupa saraylarının taklit edilmiştir. Hükümdarın kışlık yatak odası olan 71 nolu oda, Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu oda olarak korunmaktadır.
• İshakpaşa Sarayı: Doğubeyazıt’ta bölge valisi İshak Paşa tarafından 1784’te yaptırılmıştır. Anadolu’da geç dönem saray mimârîsinin en güzel örneklerinden sayılır. Osmanlı, Selçuklu, Gürcü, Hint, Gotik ve Barok unsurların karışımıyla özgün bir üslûba sahiptir. Üç yönden geçit vermeyen bir tepe üzerinde kuruludur.

Köşkler: Osmanlı sivil mimârîsinin önemli eserlerinden birisi de köşklerdir. Bunlar çoğunlukla bir saray kompleksi içerisinde yer aldığı gibi bağımsız olarak inşa edilenler de vardır. Erken dönemden (Kuruluş Dönemi) günümüze gelen köşk yoktur. Klasik ve Geç dönemlerden kalma çok sayıda köşk vardır. Klasik Dönem’den kalma köşkler arasında Çinili Köşk (1472), Siyavuş Paşa Köşkü (1571), III.Murat Köşkü (1578), Yalı Köşkü (1592), Revan Köşkü (1636), Bağdat Köşkü (1639), Sepetçiler Köşkü (1643)’nü sayabiliriz. Çinili Köşk, Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunun içinde bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Fatih’in İstanbul’da yaptırdığı eserlerin en eskisidir. Bize o dönemin sivil mimârîsi hakkında açık bir fikir verebilecek durumda olan tek eserdir. Geleneksel Türk evi tipinin anıtlaştırıldığı görkemli bir yapıdır. Her hâliyle Selçuklu ve eski Türk mimârîsine işaret eden Çinili Köşk, Osmanlı Mimârîsinde devamı olmayan tek örnektir. Bağdat Köşkü, IV.Murat tarafından Bağdat’ın geri alınmasının anısına yaptırılmıştır. İçini ve dışını kaplayan çiniler, tavan süslemeleri, fildişi, sedef kakmalı kapı ve pencere kanatları ile Türk köşk mimârîsinin XVII. Yüzyıldaki gücünü gösteren bir şaheserdir. Geç Dönem’de ise, Osmanlı Devleti’nin Batılılaşma sürecinin Osmanlı mimârîsine etkisi sonucu çok sayıda köşk inşa edilmiştir. Kurşunlu Mahzen Köşkü (1716), Florya Köşkü (III.Ahmet Dönemi), Yalı Köşkü (1719), bayıldım Köşkü (1748), Sultan Osman Köşkü (1755), Aynalıkavak Köşkü (1791) En önemlileridir.

Kervansaraylar, hanlar: Osmanlı mimârîsinde önemli bir yeri olan kervansaraylar, iki şekilde inşa edilmişlerdir. Birinci olarak, ticaret yolları üzerinde belirli aralıklarla yapılan kervansaraylar, ikincisi, yerleşim birimlerinde ve külliyelerin içinde yer alan hanlardır. Erken Dönem Osmanlı mimârîsinde yer alan Bursa Emir Han, Orhan Gazi tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu kervansaraylarının etkisini taşır.

Geyve Han ve İpek Han Bursa’da Çelebi Mehmet Dönemi’nde inşa edilmiştir. Taş Han II.Murat, Fidan Han yine Bursa’da Fatih Dönemi’nde yapılan hanlardır. Klasik Dönem’in ilk kervansarayları, Fatih Külliyesi Kervansarayı, Çanakkale Çardak’ta Yakup Bey hanı ve Diyarbakır’da Hüsrev Paşa/Deliler Hanı’dır. Klasik Dönem’in mimarı Mimar Sinan’ın kervansarayları arasında en ünlüleri Şehzade Külliyesi Kervansarayı, Edirne Rüstem Paşa Kervansaray’ı, Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Kervansaray’ı ve Antakya Payas Külliyesi Kervansarayı’dır. Osmanlılar, Geç Dönem’de de kervansaray/han yapımını sürdürmüşlerdir. XVII. Yüzyılda yapılanlar arasında Kuşadası Öküz Mehmet Paşa Kervansaray’ı, İstanbul Çakmacılar Valide Han’ı İstanbul Vezir Han, Merzifon Taş Han, Safranbolu Cinci han, Ulukışla Mehmet Paşa Kervansaray’ı, Edirne Ekmekçioğlu Ahmet Paşa Kervansaray’ı Diyarbakır-Lice Çeper han, Sivas-Yıldızeli Yeni Han, Bilecik Vezir Han en önemlileridir. Ayrıca, bu dönemde IV.Murat çok sayıda menzil hanları yaptırmıştır. Osmanlı hanlarının, XVIII ve XIX. yüzyıllarda İstanbul ve İzmir’de toplandığı görülmektedir. Bunlardan İstanbul’dakiler, Lâleli Büyük Yeni Han (1764), Sırmakeş/Şimkeşhane hanı, Hasan Paşa Hanı (1740)’dır. İzmir’de bulunanlar arasında Kızlar Ağası Hanı (1744), Mirkelamoğlu Hanı (1784) ve Çakaoğlu Hanı (1805) en önemlileridir.
Bedesten ve Kapalı Çarşılar: Türk çarşılarının çekirdeğini oluşturan bedestenler, taştan yapılmış ve dört tarafı demir kapılı yapılardır. İçinde değerli malların korunduğu, alınıp satıldığı bedestenler, Osmanlı şehirlerinde belli sınırlar içinde yapılmışlardır. Bedestenlerin büyük bölümünde dışta dükkânlar yer alırken, içte, ayaklara oturan kubbelerden oluşan bir kısım bulunmaktadır. Bedestenleri birbirinden ayıran en önemli özellikleri kubbe sayılarıdır. Bu yapılar içinde 20 kubbesi ile İstanbul Sandal Bedesteni en büyük ve anıtsal olanıdır. Yıldırım Bayezid Bursa Bedesteni ilk gerçek Osmanlı bedesteni sayılır. 1417’de inşa edilen Edirne Bedesteni ile İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde ikisi Kapalı Çarşı’da biri de Galata’da olmak üzere üç büyük bedestenin olduğu bilinmektedir. Kapalı Çarşı’daki bedestenlerden biri de Eski (Atik) Bedesten’dir. Osmanlılar, Kendilerine başkentlik yapan üç şehrin dışında da bedestenler yapmışlardır. Geç Dönemde, özellikle XVII. yüzyılda yapılan bedestenler daha çok büyük külliyeler içinde ya da yeni şehir merkezlerinde yapılmıştır. Bu dönemin ilk örneğini Sultan Ahmet Külliyesi’nin bir bölümü olarak yapılan Sipahi Çarşısı’dır. Üstü örtülü bir sokağın iki yanında yer alan ve karşılıklı dükkân dizisinden oluşan Niğde Bedesteni de önemlidir. Bu dönemin en ilginç yapısı ise İstanbul Yeni Camii Külliyesi’nin bir parçası durumundaki Mısır Çarşısı’dır. Çeşmeler, Sebiller: İstanbul’da Klasik Dönem’den kalma çeşmeler arasında Davut Paşa çeşmesi (1485), Aşıkpaşazâde Çeşmesi (1546) ve Haliç İbrahim Paşa Çeşmesi (1599) önemlidir. Klasik Dönem çeşme tasarımı XVII. Yüzyılda da sürmüştür. Bu yüzyılın en görkemli çeşmesi, Eminönü Yeni Camii Külliyesi yakınındaki Hatice Valide Sultan Çeşmesi’dir (1663). Çeşme tasarımında XVIII. Yüzyılda büyük değişimler
yaşanmıştır. Barok ve Rokoko üslûplarının etkisiyle süslemede zengin bir çeşitlilik oluşmuştur. Lâle Devri ile birlikte meydan çeşmeleri şehir dokusunun değerli yapıları olarak önem kazanmışlardır. Sultan Ahmet Çeşmesi (1728), Üsküdar III.Ahmet Meydan Çeşmesi (1728) Tophane I.Mahmut Çeşmesi (1730), Fatih Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Çeşmesi (1730) önemlidir. Barok üslûbunu en etkili biçimde Nuruosmaniye Külliyesi’nin girişinde yer alan III.Osman Çeşmesi (1756) tanımlamaktır. XIX. Yüzyılın başında III.Selim ve II.Mahmut dönemlerinde Ampir üslûbuna geçilmiştir. Üsküdar III.Selim Çeşmesi (1802) ve Talimhâne II.Mahmut Çeşmesi (1843) bu üslûbun en güzel örnekleridir. Genellikle İstanbul’da yoğunlaşan sebillere ilk örnekler arasında Hüsrev Kethüda sebili (1566) ve Mimar Sinan Sebili bulunmaktadır. Ayrıca su sesinin dinlendirici ve serinletici etkisinden yararlanmak için sebiller de yapılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder