7 Ağustos 2011 Pazar

Anadolu Selçuklu Devleti (Kültür ve Medeniyet)

KÜLTÜR ve MEDENİYET
A.SANAT


Büyük Selçuklu döneminin devamı olan Anadolu Selçukluları ve beylikler dönemi Türk sanatı, şekil, işçilik ve içerik yönünden kendilerinden öncekilerden daha zengin ve gelişmiştir. Günümüze çok sayıda örnek ulaşmıştır.
Mimarî: Anadolu’nun çeşitli yörelerinde ortaya çıkan ilk Türk beylikleriyle bir hazırlık evresi geçiren Anadolu Türk sanatı, XIII. yy. başlarından itibâren diğer İslâm ülkelerinden farklı bir görünüm kazanmıştır. Anadolu’da iki yüz yıla yakın bir süreci kapsayan ve Orta Asya kökenli Türk göçebe sanatı (bozkır sanatı) izleri taşıyan bu sanat, süsleme, el sanatları ve özellikle mimarlığa damgasını vurmuştur. Anadolu mimarlığında söz sahibi olan Anadolu Selçukluları, cami, medrese, türbe, tekke-zâviye, kervansaray, han, hamam, köşk, saray, köprü gibi değişik işlevlerde çok sayıda yapı üretmişlerdir. Büyük bölümü devletin merkezi olan Konya ve çevresindedir.
Anadolu’da Türklerin ilk mimârî eserleri camilerdir.
Dînî Mimârî (Cami, medrese, mezar anıtları)
Camiler:
• Ulu Cami (Diyarbakır, 1091-1092) : Şam’daki Emevî Camii’nin kubbesiz bir uygulamasıdır. Beylikler ve Osmanlıların yaptığı onarım ve eklemelerle külliye hâline gelmiştir.
• Alâeddin Camii (Konya, 1220) : Yapımına 12.yy. ortalarında başlanmıştır. Anadolu Selçuklularından kalma en eski camidir. İki ana mekândan oluşur. Kullanılan kesme taş ve çini mozaikler yapıya anıtsal bir özellik kazandırmaktadır.
• Alâeddin Camii (Niğde, 1223) : Malzeme olarak tamamen kesme taş kullanılmıştır.
• Ulu Camii (Divriği, 1229) : Mengücekliler tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Türk mimarîsinin önemli anıtlarından birisidir. Kesme taş kullanılarak yapılmış olan cami, süslemeleri ile diğer ulu camilerden çok farklıdır.


• Ulu Camii (Malatya, 1247) : Kesme taş ve tuğladan yapılmıştır.
• Sahip Ata Camii (Konya, 1258) : 1283 yılında külliyeye dönüştürülmüştür. Caminin özgün şeklinden günümüze mozaik süslemeli çini mihrabı ile tuğla ve çini süslemeli minareleri gelebilmiştir.
• Eşrefoğlu Camii (Beyşehir, 1297) : Ahşap camilerin en büyük ve ilk şeklini koruyan cami örneğidir. Eşrefoğulları tarafından yaptırılmıştır.
• Arslanhane Camii (Ankara, 1289-1291) : Alçı ve çini mozaik birlikte ilk kez kullanılmıştır. Renkli kalem işleri ile dikkat çeker.
Medreseler: (1)
Anadolu Selçuklu mimarîsinin dikkate değer yapı türlerindendir. Din bilimleri, felsefe, matematik, târih, tıp ve astronomi gibi bilimlerin okutulduğu öğretim kurumlarıdır. Anadolu medreselerini diğer medreselerden ayıran özelliklerin başında dört eyvan kuralına bağlı kalınmayışı gelir. Bir, iki veya üç eyvan kullanılmıştır. Eyvanların birisi daima girişe ayrılmış, cephe düzenlemesine büyük önem verilmiştir. Cephe duvarının ortasında taç kapı bulunur. Sayıları özellikle 1200 yılından itibaren çoğalan bu yapılarda plân olarak iki ana tipin gelişmesi izlenmektedir. Bunlar, Kapalı Avlulu (kubbeli) ve Açık avlulu (eyvanlı) medreselerdir. Kapalı avlulu medreselerin ikinci katı bulunmaz. Açık avlulu medreseler iki katlı olabilir ve avluları çoğunlukla havuzludur.
• Yağıbasan Medresesi (Niksar, 1151) : Tek katlı olup, moloz taşlarla yapılmıştır. Anadolu’da târihi bilinen en eski medresedir. Merkez bölümün üzeri kubbe ile örtülmüştür.
• Çifte Medrese (Kayseri, 1205) : Medrese-şifahane olmak üzere iki bölümdür. Eyvanlıdır. Şifahâne bölümünü Gevher Nesibe Hatun yaptırmıştır. Anadolu’da en eski hastane olması bakımından önemlidir (2).
• Huand Hatun Medresesi (Kayseri, 1228) : Anadolu Selçuklularının, cami, medrese, kümbet ve hamamdan oluşan ilk yapı topluluğudur (külliye). Medresesi eyvanlıdır.
• Sırçalı Medrese (Konya, 1242)
• Karatay Medresesi (Konya, 1251) : Mimârî düzen ve süslemeleri ile bir baş eser konumundadır. Kubbelidir. Tek katlıdır.
• İnce Minareli Medrese (Konya, 1260-1265) : Kubbelidir.
• Çifte Minareli Medrese (Erzurum, 1253) :İki katlı ve açık avluludur (eyvanlı).
• Caca Bey Medresesi (Kırşehir, 1272) :Başlangıçta rasathane olarak yapılmış, sonradan medreseye dönüştürülmüştür. Kubbeli medreselerin önemli bir örneğini oluşturur.
• Üç Medrese [Gökmedrese, Buriciye ve Çifteminareli Medrese. (Sivas)] : Görkemli ön cepheleri, uyumlu mimarileri, zengin taş ve çini mozaik süslemeleriyle Anadolu Selçuklu sanatının klasikleri arasında sayılırlar. Eyvanlıdırlar. 1271’de yapımı biten Gök Medrese’nin, Kapı kemerinin üstünde on iki çeşit hayvan başını gösteren iki rölyef, On İki Hayvanlı Türk Takvimi’ni ifade eder. Her hayvanın ismi bir ayın adını karşılamaktadır.
Mezar Anıtları (kümbet, türbe):
Anadolu Selçuklu mimârîsinde mezar anıtlarının önemli yeri vardır. Bunlar, türbe veya kümbet şeklinde yapılmışlardır. Dört duvar üzerine kubbe ile örtülü olanlarına türbe, çokgen veya silindirik gövde üzerine konik veya piramit çatı ile kaplı olanlarına da kümbet denilir. Bu anıtlar, cami, medrese ve külliyelere bağlı olarak yapıldığı gibi tek başına yapılanlar da bulunmaktadır. İran’dakilerden farklı olarak, tabana doğru genişleyen bir kaide üzerinde yer alırlar. Anadolu’daki mezar anıtlarının çoğu taştandır ve çokgen plânlıdır. Silindirik gövdeli olanlar da vardır. İki katlıdırlar. Toprak zeminden aşağıda, adına kümbet yapılan kişinin mezarı bulunur. İkinci kata dışarıdan merdivenle çıkılır. Dua odası niteliğindedir ve bir mihrap bulunur. Odanın ortasında simgesel bir sanduka yer alır.
• Melik Gazi Kümbeti (Kırşehir, 1250) : Çadır karakteri taşır.
• Mama Hatun Kümbeti (Tercan, 12. yy.) :Kümbetin kemerine, Anadolu’daki diğer kümbetlerde rastlanmamaktadır. Büyük Selçuklulara özgü tuğla bezemeler, burada taşa uygulanmıştır.
• II. Kılıç Arslan Kümbeti (Konya, 12. yy.) : Alâeddin Camii avlusunda yer almaktadır.
• Döner Kümbet (Kayseri, 1276) : Geometrik ve bitkisel bezemelerinin yanında insan, hayvan ve efsanevî yaratıklardan oluşan kabartmalarıyla dikkat çeker.
• Emir Saltuk Kümbeti (Erzurum, 12. yy.) : Sağlam ve kaliteli taş işçiliği, farklı mimari elemanları ve süslemeleri ile Anadolu’nun en eski anıtsal mezar yapılarından biridir.
• Mezar mimârîsini çarpıcı biçimde yansıtan merkezlerden biri de Bitlis’in Ahlat ilçesidir.
Sivil Mimârî
Kervansaraylar:
Karahanlı, Gazneli ve Büyük Selçuklu kervansaraylarının ana şemasını sürdüren Anadolu Selçuklu kervansarayları (tüccarların konakladığı tesis), “yazlık” denilen açık avlulu, “kışlık” adı verilen kapalı avlulu veya bu iki türü birleştiren ve “Sultanhanı” adı verilen büyük boyutlu ve tamamen kesme taştan yapılardır. Değişik işlevdeki mekânlarıyla, Anadolu Selçuklu mimârlığının gelişimini en iyi şekilde yansıtırlar. Doğu-batı, kuzey-güney ticâret yolları üzerinde yapılmışlardır. 13. yüzyılın ortalarından itibâren başlayan Moğol istilâsından sonra büyük boyutlu kervansaray yapımı durmuştur. Anıtsal boyuttaki kervansarayların son örneği, Iğdır’daki İğdır Han Kervansarayı’dır (13. yy. ın sonu).
• Evdir Han (Antalya-Isparta yolu üzerinde ). Yazlıktır.
• Kırkgöz Hanı (Antalya-Isparta yolu üzerinde). yazlıktır.
• Öresun Han (Ankara-Kayseri yolu üzerinde). Kışlıktır.
• Çiftlik Han (Sivas-Amasya yolu üzerinde). Kışlıktır.
• Ezine Pazar Han (Amasya-Tokat yolu üzerinde) Kışlıktır.

(1) Konya’da bulunan;
I. Ince Minareli Medresesi
II. Karatay Medresesi
III. Sırçalı Medrese
Türk sanatinin hangi dönemine aittir? ( 2001 KPSS)

A. Osmanlılar B. Büyük Selçuklular C. Anadolu Selçukluları D. Anadolu Beyliklerı E. Memlükler

(2) Türk-İslam devletlerinde Anadolu’a Darüşşifa ve Şifahane adı verilen günümüz hastanelerinin işlevini gören yapıtlar ortaya konulmuştur. Bunların önemlilerinden birisi de Kayseri’deki Gevher Nesibe Şifahanesi’dir.Bu şifahane hangi Türk-İslam devleti tarafından yaptırılmıştır? (2002 KPSS)

A. Danişmentler B. Saltuklular C. Anadolu Selçukluları D. Osmanlılar E. Germiyanoğulları

• Sultan Han (Kayseri-Sivas yolu üzerinde, 1232-1236). Hem yaz hem kışın hizmet veren karma yapılara bu ad verilmiştir. Diğerlerinden büyüktürler.
• Konya yakınındaki Zazadin Han, Avanos yakınındaki Sarı Han, Konya-Beyşehir yolundaki Altınapa Han, Afyon-Alaşehir yolundaki Çay
Han, Konya-Aksaray arasındaki Sultan Han, Nevşehir-Aksaray arasındaki İshaklı Han, Aksaray-Kayseri arasındaki Ağzıkara Han Anadolu Selçuklularından kalma diğer önemli karma kervansaraylardır.
Saraylar
Anadolu Selçuklularının saray ve köşkleri, Anadolu dışı örnekleri kadar gösterişli olmasalar da bezemeleriyle dikkat çekerler. Genelde tuğla ve moloz taştan yapıldıkları için günümüze ulaşmamışlardır. Buluntulara göre, bezemelerdeki insan ve hayvan figürleri gerçekçi bir anlayışla işlenmiştir. Beyşehir Gölü kıyısındaki Kubadâbâd Sarayı (1236) ile Kayseri’deki Keykubâdîye Köşkü (1226) sivil mimârînin özgün örnekleridir.
Süsleme konusunda, Anadolu Selçuklularında, taş, çini ve yalancı mermer üzerine işlenmiş birbirini kesen sekizgen, altıgen yıldızlardan doğan geometrik motifler, dörtlü düğümler, gamalı haçlar, mukarnaslar, rozetler, madalyonlar, kıvrık dallar, hatayîler, kûfî ve nesih yazılar yaygın biçimde kullanılmıştır. İnsan, melek, hayvan (arslan, kartal, çift başlı kartal, ejder, boğa, geyik...) figürleriyle sıkça karşılaşılmaktadır. İnsan figürleri, Uygur (Turfan Uygurları) resimlerini hatırlatmaktadır. Selçuklularla Anadolu’ya gelen düğümlü halıların en önemli örneği, Konya Alâeddin Camii’nde bulunmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder