10 Haziran 2011 Cuma

AĞRI

AĞRI

1650 metre yüksekliğindeki bir yaylada yer alan Ağrı, ismini yanında heybetle görünen dağdan almaktadır. Türkiye’ye en tepeden bakabileceğiniz ve doğuya açılan kapısı Ağrı, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ağrı ili, yazın dağcılık ve doğa yürüyüşüne, kış mevsiminde kayak sporuna elverişli parkurlara sahip efsanevi dağı ile doğunun turizm merkezleri arasındadır.


TARİHÇE
Türkiye’nin doğu ucunda bulunan ve ilk çağlardan itibaren bir yerleşim merkezi olan Ağrı bir çok medeniyete sahne olmuştur.
Zengin ve yüksek kültürlerin beşiği Anadolu’nun bir parçası olan Ağrı’ nın tarihi M.Ö. 18. yüzyıla kadar uzanır. Ağrı ve çevresine yerleşen en eski uygarlıklardan biri Hurrilerdir. İl 7. yy ortalarında Arapların hakimiyetine girmiştir.
Selçuk Türkleri Anadolu’ ya girdikleri zaman Bizans egemenliği altında olan il 1054 yılında Ağrı Selçuklu Türkleri’nin eline geçmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nden önce bir sancak olan ve Doğu Bayazıt olarak anılan ilimiz 1927 yılında Karaköseye taşınmış, 1938 yılında Ağrı ili adını almıştır.
COĞRAFYA
Ağrı, kuzeyden Kars ve Iğdır, Batıdan Erzurum ve Muş güneyden Bitlis ve Van, doğudan İran sınırı ile çevrilidir.
Ağrı’ da mevcut toprağın büyük kısmını dalgalı, yüksek dağlık arazi meydana getirir. Ağrı ilinde dağlar sıralar halindedir.
Ağrıda bitki örtüsü olarak zengin otsu bitki türleri egemendir. İlkbaharda canlanan otlar, sonbaharda havaların soğumasıyla tükenir. Kışları soğuk ve sert yazları kurak ve sıcaktır.
İLÇELER
Ağrı ilinin ilçeleri; Diyadin, Doğubayazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak’tır.
TURİZM
1789′ da vezir olan Hasan Paşanın oğlu İshak Paşanın Doğu Bayazıt’da bir tepe üzerinde, yaptırdığı saray, 360′ı bulan oda ve salonları ile Osmanlı saray teşkilatına uymaktadır. 760 m2′lik bir alanı kaplayan sarayın yapımının 99 yıl sürdüğü söylenmektedir. “U” şeklinde, iç içe iki avlu çevresinde toplanmış binalarının mimarisinde (cami-harem daireleri-aşevi-hamam, selamlık-merasim ve eğlence salonu-türbe vs.) mükemmel taş işçiliği, oymacılığında ve duvar süslemelerinde ise Fars, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin ortak etkisi görülür.
İshak Paşa Cami, sarayın ikinci avlusunda, harem ile selamlık daireleri arasında yer alır. Cami, kubbesi ve minaresi ile bütün saraya hakimdir. Caminin kıble tarafında dış duvarlarının hemen kenarına inşa edilmiş olan sekizgen türbe, Selçuklu türbe mimarisi geleneğine uygun olarak iki katlıdır.
Dıştan tamamen (kubbe dahil) kesme taştan yapılmış cami ve türbelerin pencere kenarları ve bazı yüzeyleri ağaç ve çiçek tasvir eden Rokoko tarzı işlemelerle süslenmiştir. Tutak’ın 20 km. güney doğusundaki Kalekulu köyü yakınındadır. Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı (5165 m.) eskiden beri bilginlerin, dağcıların, serüvencilerin ilgisini çekmiş ve birçok hikaye, türkü ve efsaneye konu olmuştur.
İncil ve Tevrat’ta da adı geçen dağa, turizm açısından önemli bir konum kazandıran yaygın inanca göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamıştır. İnsanlara bir ders vermek amacı ile Tanrı, Nuh’a bir gemi yapmasını emreder. 300 arşın boyunda, 50 arşın genişliğinde ve 30 arşın yüksekliğinde yapılacak gemiye, Nuh Peygamber, eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile birlikte yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden 7 erkek, 7 dişi, sürüngenlerden 2 erkek, 2 dişi, yeterli yiyecek de alarak binecektir. Nuh Peygamber, Tanrının emri doğrultusunda gemiyi yapar ve canlılarla beraber gemiye girer. 7 gün sonra 40 gün 40 gece süren tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olur. Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı’na oturur ve içindeki canlılar sevinçle gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılır. Bu yönüyle dini açıdan çok özel olan dağ, düz bir arazide aniden yeryüzünden göğe doğru yükselen heybetli görünümü, yazın bile karlı dorukları, bitki örtüsü ve barındırdığı hayvan türleri ile etkileyicidir.
Ağrı Dağı (Dağcılık)
Ağrı-Bubi Dağı Kış Sporları Merkezi (Kış Turizmi)
Termal Merkezler
Termal merkezler yönünden oldukça zengin olan Ağrı’nın Diyadin ilçesinde Yılanlı, Davut ve Köprü kaplıcaları bulunmaktadır. Suları romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
Buz Mağarası
Ağrı Dağı’nın eteklerinde Telçeker kasabasına yakın Buz mağarası dikit ve sarkıtları ile ilgi çekmektedir. Mağaraya günlük turlar düzenlenmektedir.
Kuş gözlem Alanı
Sarısu Ovası
Doğubeyazıt Sazlığı
ULAŞIM
Karayolu :
Otogar Tel : (+90-472) 212 09 63
Demiryolu:
İstasyon Tel : (+90-472) 2l3 79 l9
Havayolu:
Havalimanının kent merkezine uzaklığı 7 km.dir.
Havalimanı Tel : (+90-472) 216 04 02 – 216 04 01
YEME-İÇME
Ağrı yöresinde hayvancılığın büyük çapta olması sebebiyle et tüketimi oldukça fazladır. Hayvan ürünleri büyük miktarda kullanılmaktadır. Kuzeydoğuda sevimli Balık gölü etrafında balık restoranları ve yerel yemeklerin lezzetle yendiği lokantalar bulunmaktadır.
Ağrı’dan yemek tarifleri
Gosteberg Buğulama
Malzemeler :
Genç kuzu veya oğlak eti
Tereyağı
Salça
Gosteberg adı verilen dağ otu
Hazırlanışı: Genç kuzu veya oğlak kesilip yüzüldükten sonra ayıklanıp doğranır. Tereyağı ve salça ile yoğrulur. Üzerine gosteberg otu ince kıyılarak serpilir. Tüm bu karışım aynı hayvanın postu içerisine koyularak açık yerleri dikilir. Düz bir yerde üzerine nemli toprak yığılır, bu toprağın üzerinde bir saat kızgın ateş yakılır. Bir süre dinlendirildikten sonra post açılarak servis yapılır.
Selekli Saç Kavurma
Malzemeler:
Taze oğlak veya kuzu eti
Sarımsaklı yoğurt
Tereyağı Hazırlanışı: Et doğranır içine tereyağında eritilmiş salça konur, bu şekilde kızartılan et indirilip bir süre dinlendirilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek servis yapılır.
Abdigör Köftesi
Malzemeler:
Kemiksiz kuzu, oğlak veya dana eti
Soğan
Haşlanmış pirinç
Baharat Hazırlanışı: Taze et dövülerek hamur haline getirilir, baharat ve haşlanmış pirinçle yoğrulur köfte yapılır. İnce doğranmış soğanlar suda tuzla birlikte kaynatılır, kaynayan suya köfteler atılır. Piştikten sonra bir saat kadar dinlendirilen köfteler pilav üzerine konularak servis yapılır.
ALIŞVERİŞ
Tiftik eldiven ve çorap alınması önerilen özgün yerel giyim aksesuarlarıdır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder