5 Mayıs 2011 Perşembe

TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK BÖLÜM 4

TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK 4. BÖLÜM



OSMANLI - MEMLÛK SAVAŞLARI (1485 - 1491)

Fatih döneminden itibaren bozulan Osmanlı - Memlûk ilişkileri;
       İslam dünyasının siyasi liderliği için başlayan çe­kişme
       Hicaz su yolları meselesi
       Şehzade Cem Sultan olayında Memlükler'in kış­kırtıcı bir rol oynaması
       Memlükler'in Osmanlılara karşı Karamanoğlu ve Venediklilerle işbirliği yapması nedenlerine bağlı olarak savaşa dönüştü.
1485 - 1491 yılları arasında yapılan savaşlarda iki tarafta birbirlerine üstünlük sağlayamadı.
OSMANLI - VENEDİK İLİŞKİLERİ
. 1499 Osmanlı - Ve­nedik Savaşı'nda Modon, Koron, Navarin ve İnebahtı kaleleri alındı (1500). Inebahtı Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki üssü oldu.
OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ
İran'da bulunan Safeviler Anadolu'yu parçalamak ve Şiiliği yaymak için faaliyette bulunuyorlardı. Bu faali­yetler sonucunda 1511'de Şahkulu Ayaklanması çıktı. Bu ayaklanma güçlükle bastırıldı. Bu dönemde Safevi Devleti Anadolu'daki halkı sürekli kışkırtmıştır.

YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ (1512-1520)
     Trabzon'da sancakbeyi olan Yavuz Sultan Selim, Safeviler'in Anadolu'daki faaliyetleri karşısında babası II. Bayezid'in mücadelesini yetersiz bulmaktaydı. Ya­vuz, babasına karşı ayaklandı.  Yeniçerilerin desteği ile padişah oldu.
    
OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ
II. Bayezid döneminde Osmanlı - İran ilişkileri, Safevilerin Anadolu'daki Şii faaliyetleri yüzünden bo­zulmuştu.
Yavuz Sultan Selim, tehlikenin İran'dan geleceğine inandığı için İran üzerine yürüdü.
Şah İsmail ile 1514'te yapılan Çaldıran Savaşı'nı Ya­vuz Sultan Selim kazandı.
Bunun sonucunda; a)Doğu Anadolu, Tebriz ve Güneydoğu Anadolu Osmanlı hakimiyetine geçti.
                               b)Yavuz, İran seferinden dönerken Turnadağı Savaşı ile Dulkadiroğulları Beyliği’ni ortadan kaldırdı.
                      
NOT: Böylece Anadolu Türk birliği kesin olarak sağlandı.

OSMANLI - MEMLÛK İLİŞKİLERİ
Mısır Seferi'nin Nedenleri
       Türk - İslam dünyasının siyasi lideri olma müca­delesi
       Fatih'ten beri süregelen Hicaz su yollan meselesi
       Osmanlı ilerleyişini durdurmak için Memlükler'le Şah İsmail arasında ittifak yapılması
       Yavuz Sultan Selim'in Baharat Yolu'nu ele geçirerek devleti ekonomik yönden güçlendirmek is­temesi
        Bu nedenlerle sefere çıkan Yavuz Sultan Selim, Memlûk Ordusu ile Mercidabık Savaşı'nı (1516) yaptı. Savaşı Osmanlı Devleti kazandı.
Bu savaşla;
       Suriye, Filistin ve Lübnan Osmanlı topraklarına katıldı.
       Bir yıl sonra Yavuz sultan selim orduları ile Sina Çölü'nü geçerek Mısır'a girdi. Memlûk ordusu ile yapılan Ridaniye Savaşı'nı (1517) kazandı. Kahire'ye girerek Memlûk Devleti'ne son verdi.
Mısır Seferi'nin Sonuçları
       Memlûk Devleti sona erdi. Böylece Türk - İslam dünyasının liderliği Osmanlılar'a geçti.
       Suriye, Filistin, Mısır, Hicaz Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı sınırları Kuzey Afrika'ya kadar ulaştı.
        Halifelik kurumu Osmanlılara geçti.
        Hicaz Emirliği Osmanlılara bağlandı.
        Baharat Yolu'nun denetimi Osmanlılara geçti.
       Venedikliler Kıbrıs için Memlüklar'a ödedikleri vergiyi Osmanlı Devleti'ne ödemeye başladılar.
UYARI: Bu sırada Portekizlilerin Ümit Burnunu keşfederek Hindistan yolunu bulmaları üzerine Osmanlı Devleti Baharat Yolu'ndan istediği sonucu elde edemedi

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DONEMİ (1520-1566)
Osmanlı Devleti'nin en parlak dönemidir. Onun döne­minde Osmanlı Devleti topraklarını hızla genişletmesi­nin yanısıra kültür ve sanat bakımından da zirveye ulaşmıştır.

BATIDAKİ GELİŞMELER
1)       Macaristan Seferi ve Belgrat’ın Fethi (1521)
          Belgrat'ı alınarak (1521)  Avrupa'da yapılacak fetihlerde üs olarak kul­lanıldı.
2)      Mohaç Meydan Savaşı (1526)
 Mohaç Meydan Savaşı'nda Macarları yenilerek(1526).Böylece;
      Macaristan fethedildi. Osmanlının Orta Avrupa'daki üstünlüğü sağlanmış oldu.
UYARI: Bu olaydan sonra Macaristan üzerindeki hak iddia eden Avusturya ile Osmanlı Devleti ilk kez karşı karşıya gelmiştir.
3)     I. Viyana Kuşatması (1529)
Osmanlı Ordusu Macaristan'dan geri dönünce Avus­turya kralı Ferdinand, Macaristan üzerinde hak iddia etti. Macaristan topraklarına girerek Budin'i kuşattı. Bunun üzerine Kanuni yeni bir sefere çıkarak Budin'i geri aldı. Avusturya topraklarına girerek Viyana'yı kuşattı (1529).Ancak, orduda yiyecek ve cephane sıkıntısının baş göstermesi, kış mevsiminin erken bastırması ve ağır kuşatma toplarının götürülmemiş olması nedeniyle Vi­yana alınamadı.
4)      Almanya Seferi (1532)
Avusturya Kralı Ferdinand, Osmanlı Ordusunun geri dönmesi üzerine Macaristan'ın işgal etti. Kanuni bu kez Alman imparatoru Şarlken üzerine yürüdü. Osmanlı Ordusu Alman topraklarına girdi. Şarlken sa­vaşmaya cesaret edemedi. Avusturya kralı Ferdinand Osmanlılardan barış istedi. Taraflar arasında İstanbul Antlaş­ması (İbrahim Paşa) imzalandı (1533). Bu antlaşmaya göre;
      Avusturya kralı, Osmanlı veziriazamına denk sa­yılacak.
    UYARI: Bu madde ile Avusturya, Osmanlı Devletinin üs­tünlüğünü resmen kabul etmiş olmaktadır.
       Avusturya elindeki Macaristan topraklan için Osmanlı Devleti'ne vergi vere­cek.
5) Osmanlı - Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar (1535)
    Osmanlı - Fransız ilişkileri Fransa kralı I. Fransuva'nın Kanuni'den yardım istemesi üzerine başladı.Kanuni, Fransa'yı yanına çekerek
   a) Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak
   b) Coğrafi keşiflerle önemini kay­betmeye başlayan Akdeniz ticaretini yeniden canlan­dırmak
   c) Avrupa Hristiyan birliğini engellemek için Fransa ile dostluk ve ticaret antlaşması imzalamıştır (1535). Kapitülasyonlar adı verilen bu antlaşmaya göre;
       Fransız ticaret gemileri Osmanlı kara sularında ve limanlarında serbestçe dolaşabilecek.
       Fransız tüccarlar, diğer devletlerin tüccarlarından daha az gümrük vergisi ödeyecek.
       Osmanlı Devleti'nde ölen Fransızlar'ın malları ül­kesine iade edilecek.
       Fransızlar, İstanbul'da elçi bulundurabilecek, Osmanlı Devleti'ndeki Fransız tüccarların arasın­daki davalara Fransız mahkemeleri bakacak.
·         Aynı haklardan Osmanlı  Devleti de yararlana­caktır.
·         Bu ayrıcalıklar antlaşmayı imzalayan hükümdar­lar sağ kaldığı sürece geçerli olacaktır.

UYARI:1535 yılında imzalanan kapitülasyonlar, Kanuni'nin ölümünden sonra 5 kez yenilenmiş, I. Mahmut dö­neminde (1740) sürekli hale getirilmiştir. Osmanlı Devleti'nin gücünü koruduğu dönemlerde bir sorun oluşturmayan kapitülasyonlar, zayıflama dönemin­de devletin çökümünde en önemli etkenlerden biri olmuştur. Kapitülasyonlar Lozan Antlaşması (1923) ile kaldırılmıştır.
6)     Macaristan’ın Osmanlı Himayesine Girmesi(1541)
Macar Kralının ölmesi üzerine Avusturya Kralı Ferdinand Macaristan'a girdi. Bu nedenle Kanuni tek­rar sefere çıktı.
       Kuzeybatı kısmı Avusturya'ya bırakıldı.
       Doğu kısmı,  dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı Erdel Beyliği oldu.
       Orta ve güney kısmı, Budin Beylerbeyliği adıyla merkeze bağlı eyalet oldu.
7)     Zigetvar Seferi ve Kanuni'nin Ölümü (1566)
Avusturya’nın İstanbul Antlaşması'nı bozması üzerine Kanuni sefere çıktı. 1566'da Zigetvar Kalesi ku­şatıldı. Kuşatma sürerken Kanuni'nin vefat etmesine rağmen fetih tamamlandı. (1556)

DENİZLERDEKİ GELİŞMELER
1)   Rodos'un Fethi (1522)
Anadolu kıyılarının ve Doğu Akdeniz ticaret yolunun güvenliği için Rodos Adası kuşatılarak alındı (152
2)  Cezayir'in Osmanlıya Katılması
Barbaros lakaplı Hızır Reis bağımsız bir Cezayir Devleti kurmuştu. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı hizmetine girdi. Kanuni döneminde Kaptan-ı Derya'lığa getirildi. Böylece; Barbaros Hayrettin Paşa Osmanlı Devleti'ne bağlanmış ve Cezayir Berlerbeyliği'ne atanmıştır (1533).
Barbaros Hayrettin Paşa'nın Akdeniz'deki fetihleri üze­rine Haçlı donanması oluşturuldu. Osmanlı donanma­sı, Preveze'de Haçlı donanmasını büyük bir bozguna uğrattı (1538). Preveze Deniz Zaferi'nin sonucunda;
       Akdeniz'deki üstünlük Osmanlılara geçti. Akde­niz Türk gölü haline geldi.
       Venedikliler Osmanlı Devleti'ne vergi vermeyi kabul ettiler.
3)      Trablusgarp'ın Fethi (1551)
Turgut Reis, 1551 yılında Sen Jan şövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp ve Bingazi'yi işgalden kurtara­rak Osmanlı topraklarına kattı.
4)      Cerbe (1560) ve Malta Seferleri (1565)
Turgut Reis, Haçlı do­nanmasını mağlup ederek Cebre Adası'nı İspanyolla­rın elinden aldı (1560). Böylece:
       Akdeniz'de ve Kuzey Afrika'daki Türk üstünlüğü iyice pekişmiş oldu.
       Sen Jan şövalyeleri elinde bulunan Malta Adası kuşatıldı ise de alınamadı.
5)      Hint Denizi Seferleri Ümit Burnu'nu bulan Portekizliler:
        Hint Okyanusu'na hakim olmak istemişlerdir.
       Müslümanların hac ve ticaret gemilerine saldır­mışlardır.
       Basra ve Aden Körfezi'ni kapatarak Baharat Yolu'nu kapatmışlardır.
       Hindistan'daki Müslüman devletlere baskı yap­mışlardır.
Bunun üzerine;
·         Hindistan'daki Müslüman devletlerin Kanuni'den yardım istemeleri ve Hindistan ticaret yolunu aç­mak ve denetimi ele geçirmek için Hint Deniz Seferleri yapıldı.
·         İlk seferi, 1538'de Mısır valisi Hadım Süleyman Paşa
·         İkinci seferi, 1551'de Piri Reis
·         Üçüncü seferi, 1552'de Murat Reis
·         Dördüncü seferi 1553'te Seydi Ali Reis düzen­lemiştir.
  Ancak istenilen sonuç alınamamıştır. Bunda ise; do­nanmanın okyanuslara dayanıkla olmayışı ve yardım isteyen  müslümanların  gerekli  ilgiyi  göstermemeleri etkili olmuştur. Hint Deniz seferinin sonucunda;
       Arap Yarımadası'ntn tamamen ve Habeşistan kı­yıları ele geçirildi. Kızıldeniz'de Türk hakimiyeti kuruldu.

DOĞUDAKİ GELİŞMELER
Osmanlı orduları batıda Haçlılarla uğraşırken Safeviler her defasında Osmanlı topraklarına saldırmış ve Doğu Anadolu'yu karıştırmaya çalışmıştır.
Kanuni, İran'a üç sefer düzenledi. 1554 yılındaki seferde Bağdat, Azerbaycan ve Karabağ fethedildi.
Safevilerin barış istemesi üzerine iki devlet arasında Amasya Antlaşması imzalandı (1555).
Bu antlaşma ile;
        Bağdat, Tebriz ve Doğu Anadolu Osmanlı Devle­ti'ne bırakıldı.
UYARI: Bu antlaşma Osmanlı Devleti ile İran arasında ya­pılan ilk resmi antlaşmadır.

SOKULLU MEHMET PAŞA DÖNEMİ (1566-1579)

Kanuni'nin ölümünden sonra tahta II. Selim, onun ölümünden sonra da III. Murat çıkmıştır. Ancak bu dö­nemlerde devlet yönetiminde Sokullu Mehmet Paşa etkili olmuştur. O nedenle bu devirlere "Sokullu Dev­ri" denir. Bu dönemde:
            Sakız Adasının Fethi (1568)
            Yemen'in Fethi (1568)
            Kıbrıs'ın Fethi (1571)
Tunus'un Fethi (1574)
Lehistan'ın (Polonya ve Litvanya) Osmanlı Hima­yesine Alınması (1575)
UYARI: Lehistan'ın Osmanlı himayesine alınması ile Os­manlı hakimiyeti Baltık Denizi'ne kadar ulaşmıştır.
Fas'ın Himaye Altına Alınması (1577)
Vadi'üs Seyl Savaşı'nda Portekiz orduları mağlup edildi. Bunun sonu­cunda; Fas Osmanlı himayesine alındı.

SOKULLU'NUN PROJELERİ
                  1.      Süveyş Kanalı Projesi
Bu proje ile Sokullu, Akdeniz ticaretini canlandırmak ve Baharat Yolu'nu yeniden işler hale getirmeye amaçlıyordu.
UYARI: Sokullu’nun bu projesi 1869 yılında Fransa tarafın­dan gerçekleştirilmiştir.
                2.      Don - Volga Kanalı Projesi:
Sokullu Mehmet Paşa bu proje ile;
      Kafkas ve İran fetihlerinde donanmadan da ya­rarlanmak
       Rusların Kafkaslara inmesini engellemek
       Karadeniz'deki Osmanlı donanmasını Hazar De­nizi'ne geçirerek Orta Asya Türkleri ile daha ko­lay ilişki kurmak
       İpek Yolu'nu canlandırmak
       Rus baskısı altındaki Türk hanlıklarına yardım etmek amacını taşımakta idi.
Ancak bu proje gerçekleşemedi.
UYARI:Sokullu Mehmet Paşa'nın 1579'da öldürülmesiyle Osmanlı Tarihi'nin Yükselme Dönemi sona ermiş "Duraklama Dönemi" başlamıştır.
                                       



17. YÜZYILDAKİ SİYASİ GELİŞMELER

1.     OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ
il1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması’nın bozulması üzerine Osmanlı-İran savaşları yeniden başladı.
a)     1579 - 1590 Savaşları: Bu savaşlar sonunda iki ülke arasında Ferhat Paşa (İstanbul) Antlaşması (1590) imzalandı.
Bu antlaşmaya göre;
      Azerbaycan'ın bir bölümü ile Güney Kafkasya Osmanlı Devleti'ne kaldı.
   NOT: Osmanlı Devleti bu antlaşma ile doğuda en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
b)     1603-1611 Savaşları
      İran, Ferhat Paşa Antlaşmasını bozarak Anado­lu'ya girdi (1603). Diyarbakır'a kadar ilerledi.
   Yenilen İran’la Nasuh Paşa Antlaşması imzalandı (1611).
Bu antlaşmaya göre;
       Osmanlı Devleti, Ferhat Paşa Antlaşması ile al­dığı yerleri geri verdi. Bunun karşılığında İran, Osmanlı Devleti'ne her yıl iki yüz deve yükü ipek vermeyi kabul etti.
c)     1617-1618 Savaşları
          İran'ın her yıl göndermeyi vaat ettiği ipeği gönderme­mesi üzerine barış bozulmuş İran'a savaş açılmıştır. Sonuçta iki devlet arasında Serav Antlaşması imza­landı (1618).
Bu antlaşmaya göre;
       İran'ın Osmanlı Devleti'ne vermeyi taahhüt ettiği iki yüz deve ipek, yüz deveye indirildi.
       Sınırlar Nasuh Paşa Antlaşması'na göre belir­lendi.
d)     1622-1639 Savaşları
 İran Bağdat'ı iş­gal edince IV. Murat Revan Seferi'ne çıktı. Revan'a kadar Doğu Anadolu toprakları geri alındı (1635).
IV. Murat 1638'de Bağdat Seferine çıkarak Bağ­dat'ı aldı. Sonuçta iki devlet arasında Kasr-ı Şi­rin Antlaşması imzalandı (1639). Bu antlaşmaya göre;
       Bağdat Osmanlı Devleti'ne katıldı.
       Revan ve Azerbaycan İran'a bırakıldı.
       Osmanlı - İran sınırı bugünkü şekliyle çizildi.
NOT: Kasr-ı Şi­rin Antlaşması ile bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde belirlendi.

II.     OSMANLI - LEHİSTAN İLİŞKİLERİ
    Lehistan'ın Osmanlı Devleti'ne bağlı Erdel ve Boğdan beyliklerinin içişlerine karışması sonucu Osmanlı - Le­histan ilişkileri bozuldu. II. Osman (Genç Osman) Le­histan (Hotin) Seferi'ne çıktı (1620). Hotin Kalesi alındı. Lehistan ile Hotin Antlaşması imzalandı (1621).
            NOT :Bu sefer sırasında Yeniçeri Ocağının bozulduğunu gören II. Osman, bu zaferden sonra Yeniçeri Oca­ğını kaldırmayı düşünmüş ve bunun içinde "Hacca gidiyorum." bahanesi ile Doğu Anadolu'da bir ordu kurarak Yeniçeri Ocağını kaldırmayı planlamıştır. Ancak bunu haber alan Yeniçeriler II. Osman'ı öl­dürmüşlerdir. II. Osman'ın (Genç Osman) bu dü­şüncesi Osmanlı Devleti'nde ilk ıslahat teşebbü­süydü.
   1672'de Lehistan'ın Ukrayna'yı işgal etmesi üzerine IV. Mehmet Lehistan Seferine çıktı. Lehistan ordusu mağlup edildi. Lehistan kralının isteği üzerine Bucaş Antlaşması imzalandı (1672).
NOT:Bucaş Antlaşması Osmanlı Devleti'nin batıda top­rak kazandığı  son antlaşmadır.  Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti batıda en geniş sınırlarına ulaş­mıştır.

III.    OSMANLI - VENEDİK İLİŞKİLERİ
. 17. yüzyılda Akdeniz'deki Girit meselesi yüzünden Osmanlı - Venedik ilişkileri bozuldu.
Girit'te bulunan korsanlar Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırıyorlardı. Coğrafi konumu nede­niyle Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyılarını tehdit etmekteydi. Bu nedenlerle Girit'in alınması gerekiyordu. 1645 yılında kuşatılan ada  25 yıl sonra Köprülü Fazıl Ahmet Paşa zamanında Girit 1669 yılında fethedildi.
UYARI: Girit’in fethi ile; Doğu Akdeniz'deki Osmanlı güvenliği sağlandı. Girit’in alınması Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki son başarısıdır.

IV.    OSMANLI - AVUSTURYA İLİŞKİLERİ
Kanuni döneminde Zigetvar seferi sonrasında imzala­nan antlaşma 16. Yüzyılın sonlarına doğru bozuldu. Osmanlı - Avusturya savaşları 17. yüzyılın sonuna ka­dar aralıklarla devam etti.
a)     1593 - 1606 Haçova Savaşı
       Avusturya ile Osmanlı arasında sınır savaşlarının başlaması, Avusturya’nın vergisini vermemesi
     Osmanlılar’ın  Eğri, Kanije ve Estergon kalelerini ele ge­çirmesi üzerine çıkan  Haçova Meydan Savaşı'nda Avusturya yenildi. İki devlet arasında Zitvatoruk Antlaşması yapıldı (1606).
        Avusturya kralı protokol gereği Osmanlı pa­dişahına denk sayıldı.
UYARI: Böylece Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısında 1533 İstanbul Antlaşması ile kazandığı siyasi üs­tünlük bu antlaşma ile kaybedildi
b)     1662-1664 Savaşları
Avusturya'nın Erdel Beyliği'nin iç işlerine karışması üzerine Köprülü Mehmet Paşa ve Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafın­dan Avusturya'ya iki sefer düzenlendi (1662 - 1664). Avusturya ordusu mağlup edildi. Uyvar ve Zerınvar kaleleri alındı. Avusturya'nın isteği ile Vasvar Ant­laşması imzalandı (1664).
c)     1683 - 1699 Savaşları ve II. Viyana Kuşatması
       Avusturya'nın yönetimlerindeki Macarlara baskı yapması üzerine Macarlar, Osmanlı Devleti'nden yardım istediler. Bunun üzerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sefere çıkarak Avusturya'nın baş­kenti Viyana'yı kuşattı (1683).
       Yapılan bütün hücumlara rağmen kalenin kuşat­ması uzadı. Orduda yiyecek ve cephane sıkıntısı baş gösterdi.
        Lehistan ordusu Avusturya’nın yardımına geldi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu dağıldı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa yenilginin bedelini idam edilerek ödedi.
·         Osmanlı Devleti'nin Viyana yenilgisi bir dönüm noktası oldu. Avrupa devletleri Papanın çağrısı üzerine Osmanlı Devleti'ne karşı Kutsal İttifak oluşturdular. Bu ittifaka Avusturya, Lehistan, Venedik, Rusya ve Malta katıldı ve Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar.
·         Lehistan ve Rusya kuzeyden, Avusturya batıdan, Venedik ve Malta denizden Osmanlı topraklarına saldırdılar. Osmanlı Devleti 16 yıl süren bu sa­vaşta başarılı olamadı.
·         Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti ile Lehistan, Avusturya ve Ve­nedik arasında Karlofça Antlaşması (1699) im­zalandı.
UYARI: Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki egemenliği sona erdi.
Osmanlı Devleti Avrupa'dan geri çekilmeye başladı. Bu çekilme Sakarya Zaferi (1921)'ne kadar devam etti.
Karlofça'da Rusya ile Osmanlı Devleti arasında ateş­kes antlaşması imzalandı. Barış antlaşması ise İstan­bul'da yapıldı.
NOT: 1700 tarihli İstanbul Antlaşması ile  Rusya, Azak Kalesini Karadeniz'e ilk adımını atmıştır.
.







17.  YÜZYIL ISLAHAT  (YENİLİK)   HAREKET­LERİ
17. yüzyılda devlet otoritesinin zayıflaması; maliyenin, ordunun ve toprak sisteminin bozulması, savaşların uzaması ve kaybedilmesi ve iç isyanlar devleti ıslahat yapmaya zorlamıştır. Ancak bu dönemde sorunların kökenine inilmemiş ve yüzeysel kalan ıslahatlar ya­pılmıştır.

17. YÜZYILDA ISLAHAT YAPAN PADİŞAH VE DEVLET ADAMLARI
1.     Kuyucu Murat Paşa
I. Ahmet döneminin sadrazamıdır. Celali isyanlarına karşı sert tedbirler alan Kuyucu Murat Paşa, Anadolu, Suriye ve Irak'taki isyanları bastırarak asayişi sağladı, isyanların temel sebepleri araştırılmadan sert tedbir­lerle bastırıldığı için isyanlar bir müddet sonra yeniden çıkmıştır.
NOT :I. Ahmet döneminde padişahlık seçiminde Ekber ve Erşed (En büyük ve en akıllı) yöntemi kabul edile­rek şehzadelerin öldürülmesine son verildi.
Şehzadelerin sancağa çıkma usulü kaldırıldı. Böy­lece taht kavgaları önlenmeye çalışıldı.
2.     II. Osman (Genç Osman)
17. yüzyılda ıslahat hareketlerinde ilk ciddi adımı at­mak istemiştir. Toplumsal, ekonomik ve askeri alanda önemli ıslahatlar yaptı. Yeniçeri Ocağını kaldırmak is­tedi ise de bu isteğinin yeniçeriler tarafından duyulma­sı üzerine isyan eden yeniçeriler tarafından öldürüldü.
Saray dışından evlenme geleneğini başlatarak sarayı halka açtı.
Ulema sınıfı ve şeyhülislamın yetkilerini kısıtladı.
3.     IV. Murat
On iki yaşında tahta çıktı. Padişahlığının ilk yıllarında devlet yönetiminde saray kadınları ve yeniçeriler etkili oldu.
IV. Murat yeniçerilerle işbirliği yapan sadrazamı öl­dürttü. Saray kadınlarını yönetimden uzaklaştırdı. Ye­niçerileri itaat altına aldı. İçki ve tütün içmeyi yasakla­dı. İstanbul ve Anadolu'da asayişi sağladı. Ayrıca devlet adamlarına duraklamanın nedenlerinin araştı­rılması için talimat verdi. Bunun üzerine bir çok rapor­lar hazırlandı. Koçi Bey Risalesi (Raporu) bunların en ünlüsüdür.
4.     Tarhuncu Ahmet Paşa
Tarhuncu Ahmet Paşa IV. Mehmet devri sadrazamı­dır. İlk iş olarak devletin mali durumunu düzeltmek için ıslahatlar yaptı. Bütçenin denkleştirilmesi için saray masraflarını kıstı. Bugünkü anlamda ilk devlet bütçe­sini yaptı.
Saray masraflarını kısması bir kısım çevreleri rahatsız etti. Hakkında çıkarılan dedikodular sonunda görevin­den alınarak idam edildi.
5.     Köprülüler Devri
IV. Mehmet döneminde Köprülüler soyundan arka ar­kaya üç tane sadrazam görev yapmıştır. Bu dönemde ülke yönetimi sadrazamların elinde olduğu için Köp­rülüler dönemi olarak anılmaktadır.
       Köprülü Mehmet Paşa
IV. Mehmet'in annesi valide Turhan Sultan devleti güç durumdan kurtarmak için Köprülü Mehmet Paşa'ya sadrazamlık teklif etti. Köprülü Mehmet Paşa daha önceki sadrazamların akıbetini bildiği için saraya bazı şartlar öne sürerek sadrazam oldu.
Bu şartlar;
       Saray devlet işlerine karışmayacak
       Saraya sunacağı teklifler kabul edilecek
       Devlet memurlarını kendisi seçecek
       Hakkında çıkabilecek dedikodular olursa, kendi­sine sorulmadan karar verilmeyecek
 NOT: Böylece; Osmanlı Tarihinde ilk kez bir sadrazam kendi şartları ile iş başına gelmiştir. Köprülü bu şartları ileri sürmekle serbestçe çalışabileceği bir ortam oluşturmak ve hayatını garantiye almak iste­mişti
Köprülü Mehmet Paşa ilk iş olarak orduyu disiplin altı­na aldı. Anadolu ve İstanbul'daki isyanları bastırdı. İl­miye sınıfı arasındaki kavgalara son verdi. Maliyeyi düzeltti.
Venediklileri Çanakkale Boğazından uzaklaştırdı. Girit'e yardım gönderdi. Köprülü Mehmet Paşa'nın faali­yetlerinden memnun kalan IV. Mehmet ölünce yerine Köprülü Fazıl Paşa getirildi.
       Köprülü Fazıl Ahmet Paşa
Macaristan'da çıkan isyanı bastırdı. Vasvar Savaşı'nda Avusturya ordusunu mağlup etti.
IV. Mehmet'le birlikte Lehistan seferine çıkarak Bucaş Antlaşmasıyla Podolya'yı aldı.
Girit'in fethini tamamladı. Maliyeyi düzeltti.
       Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Köprülülerden memnun kalan IV. Mehmet aynı aileden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Ancak II. Viyana bozgunu Merzifonlunun idam edilme­sine neden oldu.
17. YÜZYILDA YAPILAN ISLAHATLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
1.      Kişilere bağlı kaldığı için sürekli olmamıştır.
2.      Avrupa'daki bilimsel ve teknik gelişmeler örnek alınmamış, Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dö­nemi örnek alınmıştır.
3.      Islahatlar yapılırken şiddet ve baskıya başvurul­duğu için toplum tarafından benimsenmemiştir.
4.      Askeri ve mali ağırlıklı ıslahatlar yapılmıştır.
5.      Islahatlara karşı en büyük engel Yeniçeriler ol­muştur.
NOT: Bütün bunlara rağmen yapılan ıslahatlar devletin ömrünü biraz daha uzatmış ve devlete duraklama dönemi içinde yükselme yaşatmıştır.

                                         18. YÜZYIL ISLAHATLARI
        18. yüzyılda yapılan ıslahat hareketleri 17. yüz­yılda yapılan ıslahatlardan farklıdır.
        18. yüzyılda, devletin içine düştüğü gerilemenin hızla devam etmesi üzerine 17. yüzyıldaki ıslahat anlayışı ile gerilemenin önüne geçilemeyeceği anlaşıldı.
       Önce Avrupa'nın askeri başarılarının nedenleri araştırıldı.
       Avrupa'nın bilgi ve teknolojik bakımdan üstünlüğü kabul edildi.
       Yapılan ıslahatlarda Av­rupa örnek alındı. Bu nedenle 18. yüzyılda yapı­lan ıslahat hareketlerine Batılılaşma Hareketleri denilir.
       Osmanlı Devleti, yavaş yavaş kendi klasik ku­rumlarını terk ederek askerlik başta olmak üzere batıdan bazı araç, gereç, usul ve uygulamaları aldı.

LÂLE DEVRİ (1718 - 1730)
       Osmanlı tarihinde 1718 Paşarofça Antlaşması ile başlayıp 1730 Patrona Halil isyanı ile sona eren devrine Lâle Devri denilir.
        Lale Devri'nde özellikle kültürel alanda birçok ye­nilik yapılmıştır.
       Yapılan yeniliklerde Avrupa ör­nek alınmıştır. Bu durum Osmanlı toplumunun düşünsel ve kültürel yapısında değişmeye yol açmıştır.
        Padişah III. Ahmet ve sadrazam Nevşehirli Da­mat İbrahim Paşa devrin önemli devlet adamları­dır.
Bu dönemde yapılan ıslahatlar şunlardır:
1.      Komşu ülkelerle barış siyaseti izlenmiş, İstan­bul'da saraylar, köşkler ve lale bahçeleri yapıl­mıştır.
2.      Avrupa'ya ilk kez geçici elçilikler açılmıştır. Osmanlı Devleti bu gelişmeyle Avrupa siyasetini yakından takip etmeyi amaçlamıştı
3.      Fransa'ya elçi olarak gönderilen Yirmisekiz Çe­lebi Mehmet Efendi, Fransa'da gördükleri ve önemini anladıkları matbaayı Osmanlı Devleti'ne getirmek için İstanbul'da İbrahim Müteferrika ile işbirliği yaparak ilk devlet matbaasını kurmuş­lardır (1727). Şeyhülislamdan alınan fetva ile bu matbaada dini kitapların dışındaki kitapların ba­sılması kabul edilmiştir. Dini kitaplar ise eskisi gi­bi elle yazılacaktı.
4.      İstanbul'da çıkan yangınları söndürmek için Ye­niçeriler arasından Tulumbacılar Bölüğü adıyla ilk kez İtfaiye Bölüğü oluşturuldu.
5.      İstanbul'da çini ve kumaş imalathaneleri açıldı.
6.      İlk kez çiçek aşısı uygulandı.
7.      Yalova'da kağıt fabrikası açıldı.
8.      Bilgi kurulları oluşturularak Arapça'dan Türk­çe'ye kitaplar çevrildi, İstanbul'un çeşitli yerlerin­de kütüphaneler açıldı.
9.      Sivil mimari gelişti. Avrupa mimarisi Osmanlı mi­marisini etkiledi (Barok mimarisi). Bu dönemde pek çok saray, kütüphane, köşk, çeşme ve ka­sırlar yapıldı.
Bunlar içinde en ünlüleri Sadabat Kasrı ve III. Ahmet Çeşmesidir.

Patrona Halil İsyanı ve Lâle Devri'nin Sonu
        Lâle devri, ıslahatlarla birlikte özellikle saray çev­resi ve üst düzey idareciler için zevk ve eğlence devri olmuştur.
       Lâle devri boyunca devam eden Osmanlı - İran savaşlarının getirdiği ekonomik bunalım karşı­sında saray çevrelerinin lüks ve eğlence içinde yaşaması halk arasında hoşnutsuzluk yaratmış­tır.
       Patrona Halil adlı bir şahsın başlattığı isyan kısa zamanda büyüdü. Bu isyan sırasında Damat İb­rahim Paşa öldürüldü. III. Ahmet tahtan indirildi. Kağıthane ve Boğaziçi'ndeki yalılar ve köşkler yakıldı. Lâle bahçeleri tahrip edildi. Böylece Lâle Devri sona erdi (1730),
NOT: Lâle Devri, Osmanlı Devleti'nde batının üstünlüğü­nün kabul edildiği, batının örnek alınarak ıslahatla­rın yapıldığı ilk dönemdir.

I. MAHMUT VE HUMBARACI AHMET PAŞA (1730-1754)
        III. Ahmet'ten sonra tahta geçen I. Mahmut önce­likle İstanbul'un asayişini sağladı. Patrona Halil ve arkadaşları yakalanarak idam edildi.
       Osmanlı ordusunun Avrupa'nın çok gerisinde kaldığını gören I. Mahmut aslen Fransız olan ve Islamı kabul eden Humbaracı Ahmet Paşa'yı du­rumu düzeltmek için görevlendirdi. Bu dönemde;
        Humbaracı Ahmet Paşa, ordunun topçu ve humbaracı ocaklarını Avrupai tarzda düzenledi. Avrupai tarzda subay yetiştirmek için Kara Mühendishanesi açıldı.
        Maliyeyi düzeltmek için çalışmalar yapıldı.

III. MUSTAFA VE BARON DÖ TOT   (1757-1774)
    1757'de başa geçen III. Mustafa yaptığı ıslahatlarda,  Macar asıllı Baron Dö Tot ile sadrazam Koca Ragıp Paşa'dan yararlanmıştır.
Bu dönemde yapılan ıslahatlar;
        Baron Dö Tot, Topçu ocağını "Sürat Topçuları" adı altında savaşa hazırlamış, Tophaneyi düzene koymuş, ağır toplar yerine hafif ve hızlı toplar döktürmüştür.
        Haliçte "Hendesehane" adıyla denizcilik ve top­çuluk öğretimi yapılan bir okul açıldı.
        Deniz subayı yetiştirmek üzere Deniz Mühendishanesi açıldı (1773).
        Maliye alanında çalışmalar yapıldı. İli. Mustafa dönemi 18. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin maliye­sinin en iyi durumda olduğu bir dönem olmuştur.

I. ABDÜLHAMİD VE HALİL HAMİT PAŞA     (1774-1789)
Osmanlı - Rus savaşı nedeniyle duraklayan askeri ye­niliklere I. Abdülhamid zamanında sadrazam Halil Hamit Paşa'nın gayretleri ile yeniden başlandı.Bu dönemde;
       Mühendishaneye bağlı bir İstihkam Okulu açıldı.
        Ulufe alım ve satımı yasaklandı.
       Sürat Topçuları Ocağı geliştirildi.
       Ege ve Karadeniz kıyılarına tersa­neler kuruldu.

III.SELİM VE NİZAM-I CEDİT (YENİ DÜZEN) (1789-1807)
Islahatların genel ismi Nizam-ı Cedid'tir. Avrupa tarzında Ni-zam-ı Cedid ordusu kuruldu. Bunların masrafını karşılamak için İrad-ı Cedid hazinesi kuruldu. Avrupa’dan öğretmen ve su­bay getirildi. Avrupa'ya ilk kez daimi elçi gönderildi
Kabakçı Mustafa İsyanı ve Nizam-ı Cedit'in Sonu
        Nizam-ı Cedit hareketleri başta Yeniçeriler olmak üzere bir kısım çıkar çevrelerini rahatsız etti.
        Nizam-ı Cedit ordusunun (1806 - 1812) Osmanlı - Rus savaşı sırasında İstanbul'da olmadığını fır­sat bilen bazı yeniçeriler Kabakçı Mustafa'nın önderliğinde ayaklandılar.
        Nizam-ı Cedit Ocağı dağıtıldı. III. Selim tahtan indirilerek yerine IV. Mustafa'yı padişah ilan etti­ler (1807).

18. YÜZYILDA YAPİLAN ISLAHATLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
1.      Osmanlı Devleti'nin bilim ve teknik alanında Av­rupa'nın gerisinde kaldığı kabul edilerek, Avrupa örnek alınmıştır. Bu dönemde yapılan ıslahatlar­da Avrupa'nın etkisi görülmektedir.
2.      Gerilemeyi durdurmak için köklü ıslahatlar yapıl­mıştır.
3.      Islahatlar padişahlar ve devlet adamları tarafın­dan gerçekleştirilmiştir. Islahatlar daha çok kişile­re bağlı kalmıştır.
4.      Islahatlara karşı en büyük tepki yeniçerilerden gelmiştir.
5.      Islahatlara karşı isyanlar çıkmış, çıkan isyanlar sonucunda yapılan ıslahatlar yarım kalmıştır.
6.      Bu dönemde yapılan ıslahatlar 17. yüzyılda ya­pılan ıslahatlara göre daha köklü ve kalıcı ol­muştur.
7.      Islahatlar sonucu birçok teknik makine ve buluş İstanbul'a gelmiş

19. YÜZYILDA YAPİLAN ISLAHATLAR

II. MAHMUT:
·         İlk nüfus sayımı yapıldı.
·         Polis ve posta teşkilatı kuruldu.
·         Tımar ve zeamet kaldırılarak memurlara maaş bağlandı.
·         Yeniçeri Ocağı kaldırıldı.
·         Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kuruldu.
·         Tıbbiye, Harbiye ve Bando Okulu açıldı.
·         İlköğretim mecburi hale getirildi.
·         Takvim-i Vekayi adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı.

ABDÜLMECİD:
·         Tanzimat Fermanı (1839) ile; Osmanlı vatandaşlarının can, mal ve namus güvenliğinin sağlanması, mahkemelerin açık hale getirilme­si, kanun önünde eşitliğin sağlanması. Vergilerin herkesin gelirine göre düzenlenmesi ve herkese mal edinebilme hakkı sağlandı.
·         Islahat Fermanı (1856) ile; Hıristiyan ve Musevileri küçük düşüre­cek sözlerin kullanılmaması, azınlıkların kilise ve okul açması, din j ve mezhep özgürlüğünün tanınması, herkesin kanun önünde eşit olması, herkesin serbest ticaret yapmasına imkan sağlandı.
·         İlk defa kağıt para basıldı.
·         Galatasaray Sultanisi, Mülkiye, Darüşşüfaka ve Sanat okulları açıldı.
·         Yeni yönetim birimleri oluşturuldu. Bunlar; il, liva, kaza, nahiye ve köylere ayrıldı.

II. ABDÜLHAMİT:
1876'da I.Meşutiyet Dönemi başladı. I. Meşrutiyetin ilanı ile;
·         Padişahın yetkilerinde kısıtlamalar oldu.
·         Halk ilk kez seçeceği temsilciler vasıtasıyla yönetime katılma hakkı elde etti.
·         Osmanlı Devleti ve Türk tarihinin ilk anayasası (Kanun-i Esasi) yapıldı.
1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet döneminde ise padişahın yetkilerinde daha fazla kısıtlama yapılmıştır.

ZİRAAT BANKASI'NIN KURULUŞU
               19 yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğu'nda, ticaret ve parasal konularda Avrupa'nın örnek alınması ile modellerin, yabancı bankalar faaliyet göstermeye başlamıştı. O dönemlere ülkede henüz, ulusal  niteliğe sahip bir banka kurulması için yeterli sermaye yoktu. Bundan en çok zarar gören kesim ise çalışan nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan çiftçilerdi. Çünkü tamamen kendi kaderine terkedil­miş tarım kesiminde, geçim sıkıntısı içinde bulunan büyük bir çiftçi topluluğu başvurabilecekleri kurum almadığı için, sürekli olarak özel şahıs kredilerine muhtaç durumdaydı.
                  Sözü edilen kredileri verenler, bu işi meslek edinmiş faizci kimselerin yanı sıra, tarım gereçlerini satan tüccar, toptancı, ihracatçı, komisyoncu, kabzımal ve köy bakkalı gibi çeşitli ticaret erbabı ve esnaflardı.
   O sıralarda günde 1 para hesabıyla yıllık % 900'lere varan bir faiz söz konusuydu. Dolayısıyla borçlarını ödemekte  zorlanan çiftçiler, ürünlerini daha hasattan önce bu kişilere satmak zorunda kalmaktaydı.
           O dönemde Osmanlı Devleti'ne bağlı Yu­goslavya'nın Niş valisi olan Mithat Paşa, çeşitli alanlarda başarılı çalışmalarda bulunmuş,, çiftçilerin içinde bulundukları zor koşullara da yakından tanık olmuştur. Yaptığı araştırmalar­la, bu alanda teşkilatlanmanın zorunlu olduğu ve çiftçilerin tefecilerin elinden kurtarılması için dev­let yardımının gerektiği, ancak bu yardımın halk hareketiyle desteklenmesinin önem taşıdığı so­nucuna varmıştır. Böylece 1863 yılında, çiftçilerin oluşturduğu kaynakla, Mithat Paşa öncülüğünde, devlet eliyle ve devlet himayesinde kurulan ve adına "Memleket Sandıkları" denilen organizas­yon millî bankacılığın ilk örneği olarak tarihe geç­miştir.
         Mithat Paşa 1863 yılında Pirot Kasabası'nda kurduğu ilk memleket sandığını oluşturur­ken Türk gelenekleri arasında zaten varolan ve karşılıklı yardımlaşma esasına dayanan imece geleneğinden esinlenmiştir.
     1867 yılında "Memleket Sandıkları Ni­zamnamesi"nin yürürlüğe girmesiyle Osmanlı Devleti'nin her yanında sandıklar faaliyete başla­mış ve uzun yıllar başarıyla hizmet vermiştir.
Ancak ilerleyen yıllarda sandıkların işleyi­şinde gözlenen bozulmalar memleket sandıkları­nın etkinliklerini azaltmıştır. Sandıkları merkezî yönetime bağlayarak olumsuzlukları giderebile­ceğini düşünen hükümet, 1883 yılında aynı amaçlar doğrultusunda "Menafi Sandıklarını kurmuştur.
           Menafi Sandıkları'na geçilmesiyle, idare yeniden düzenlenmiş, kayıt ve muhasebe işleri çağdaş ve ilmî esaslara uygun olarak yürütülme­ye başlanmış ve merkezî hükümetin doğrudan denetimine tabi tutulmuştur.
           15 Ağustos 1888 tarihinde Menafi Sandıklan'nın yerine işlevlerini üstlenecek modern finans kuruluşu olarak Ziraat Bankası resmen ku­rulmuş, o tarihte faaliyette bulunan Menafi San­dıkları da banka şubelerine dönüştürülerek faali­yete başlamıştır.  Bu adımla birlikte, teşkilatlı tarımsal kredi tarihimizde yeni bir dönem başlamıştır.
Ziraat Bankası'nın ilk kuruluşundaki gö­revleri ise;
1.  Satılması mümkün olan gayrimenkul rehi­ni ve kefalet karşılığında çiftçiye kredi kullandır­mak,
2.  Faiz karşılığında para kabul etmek,
3.  Ziraate ilişkin sarraflık ve aracılık işleri yapmak olarak belirlenmiş





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder