3 Mayıs 2011 Salı

DEMOKRASİNİN TEMEL İLKELERİ 6. SINIF DERS NOTU


DEMOKRASİNİN TEMEL İLKELERİ
 Millî Egemenlik
Ø     Demokraside egemenlik millete aittir. Mil­let bu hakkını temsilcileri (milletvekilleri) aracılı­ğıyla kullanır. Yönetenler, gücünü milletten alır. Hiçbir kimse, zorla iş başına gelemez. Bu esas, anayasamızda şöyle belirtilmiştir: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

       Hürriyet ve Eşitlik
Ø     Demokraside, hürriyet ve eşitlik esastır. Hürriyet, başkalarına zarar vermeden her şeyi yapabilmektir. Bütün insanlar hürdür. Herkes, serbestçe düşünür ve düşüncelerini açıklayabilir.
Ø    Eşitlik, hiçbir ayrım olmaksızın herkesin kanun önünde aynı haklara sahip olmasıdır. Hiç kimseye din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşüncesin­den dolayı farklı işlem yapılamaz.

         Siyasi Partiler
Ø     Demokratik yönetimlerde, ülke sorunları­nın çözüm yolları üzerinde aynı düşünceyi payla­şan insanlar bir siyasi parti kurabilirler. Vatan­daşlar, bu siyasi partilerden birine üye olabilirler. Ülkemizde Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ilk kuru­lan parti Halk Fırkası'dır. Fırka parti anlamına ge­lir. Cumhuriyetin ilanından sonra partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.
Ø    Siyasi partiler, anayasa ve ilgili kanun hü­kümlerine uygun olarak faaliyetlerini sürdürürler. Siyasi partilerin hepsi, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü kabul eder. İnsan hakları­na saygılıdır. Millet egemenliğini esas alır. Demok­ratik ve laik cumhuriyet ilkelerine bağlıdır.
Ø    Demokrasilerde hükümeti kurma görevi, genellikle seçimler sonucunda en çok milletvekil­liği kazanan partiye verilir. Hükümeti kuran partiye iktidar partisi denir. Diğer siyasi partiler ise mu­halefet partileri olarak adlandırılır. Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındandır.

  1946 yılında Türkiye'de ilk kez birden fazla partinin katıldığı seçimler sonucunda çok partili hayata geçildi.


       Demokrasinin Öğeleri
  • Hâkimiyetin asıl sahibi halktır.
  • Kişi hak ve özgürlüklerine yer verilir.
  • Herkes tek ve eşit oy hakkına sahiptir.
  • Toplum içinde yaşayan insanlar eşit hak­lara sahiptir.
  • Yönetenler halk tarafından belli aralıklar­la yapılan seçimler sonucunda göreve gelir.
  • Azınlıkta kalanların haklarına saygılı bir çoğunluk yönetimi sağlanır

              YAŞAYAN DEMOKRASİ
Ø  Seçme ve seçilme demokrasinin temel özelliklerindendir. Bu temel özellik seçim kanun­larında bazı maddelerle belirtilmiştir.
Bunlar;
Ø  Madde 2: Seçimler serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılır. Seçmen, oyunu kendisi kullanır. Oy, gizli verilir. Oyların sayımı, dö­kümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.
Ø  Madde 6: On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı, seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
Ø  Madde 14/2: Oyunu kullanan seçmenin par­mağının işaretleneceği özel boyayı ithal veya imal ettirmek, sandık kurullarında zamanında bulun­durmak ve saklamak devletin görevlerindendir.
Ø  1995 yılında yapılan bir değişiklik ile partilere üye olma yaşı 18’e indirildi. Siyasî partilerin kadın ve gençlik kolları kurmalarını, yurt dışında örgütlenmelerini yasaklayan hüküm kaldırıldı.
Ø  Yükseköğretim elemanları ile yükseköğretim öğrencilerine siyasi partilere üye olma hakkı getirildi.
Ø  1995 yılında milletvekili sayısı 450'den -550'ye çıkarıldı.

         OKUL MECLİSLERİ PROJESİ
v  13 Ocak 2004 tarihinde TBMM ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında, öğrencilerde demokrasi bilincinin oluşmasını sağlamak ve demokrasiyi yaşatabilmek amacıyla imzalanan bir protokol uyarınca Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi hayata geçirilmiştir.
       Projenin Amacı
v  Projenin başlangıçta çocuklarımıza, daha sonra da demokratik hayatımıza kazandıracağı dört temel amacı belirtilmiştir.
      Bunlar;
v   Yerleşik bir demokrasi kültürü ve bilincinin oluşturulması,
v  Hoşgörü, çoğulculuk, farklılıklara rağmen insanların huzur ve barış içerisinde bir arada yaşabileceği, tartışma ortamını bilen, düşünen, sorgulayan, analiz ve sentez yapma kabiliyeti olan bireylerin, büyük Atatürk'ün "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" olarak nitelediği cumhuriyet vatandaşlarının yetiştirilmesi,
v  Kültürünü özümsemiş, ayakları kendi ülkesinin toprağına basan, ancak dünyaya ve milletlerarası değerlere açık nesillerin yetiştirilmesi,
v  Seçme, seçilme ve oy kullanma kültürünün kazandırılmasıdır.

                TARİHTEN GÜNÜMÜZE DEMOKRASİNİN YOLCULUĞU
       Demokrasi sözcüğü Yunancadan gelir. Eski Yunancada "demos’ halk, ‘kratos’ iktidar ya da egemenlik anlamında kullanılırdı. Buna göre, demokrasi halkın egemenliğini ifade eder. Demokrasinin ilk ortaya çıktığı ülke eski Yunanistan’dır.

      Demokrasinin günümüze kadar gelişmesini etkileyen önemli unsurlar şunlardır:
      M.Ö. 450: Atina'da Aristo,   Eflatun ve Sokrates gibi düşünürlerin düşünce olarak katkıda bulundukları bir çeşit yönetim sistemi, siyasi tarihteki yerini aldı. Site" denilen şehir devletle­rce kadınlar ve köleler site halkının dışında kabul ediliyordu. Yetişkin erkeklerin halk meclisinde konuşma ve oy kullanma hakkı vardı.
     375:Roma İmparatorluğunda yurt­taştık ve insan haklan kavramı gelişme gösterdi.
     1215: İngiltere'de Kral I. John'un im­zaladığı Magna Carta kralın yetkilerini sınırlarken halka da bazı hak ve özgürlükler tanıyordu. Magna Carta ile kralın sınırsız yetkilerine son verildi. Kimsenin yargılanmadan cezalandırılmayacağı ilkesi getirildi.
     1450: Alman Johann Gutenberg mo­dern matbaayı geliştirdi. Matbaanın geliştirilme­siyle birlikte insanlar duygu, düşünce ve bilgileri­ni birbirleriyle paylaşmaya başladı. Bu da de­mokratik hak ve talepleri hızlandırdı. Matbaanın geliştirilmesi Avrupa'da Rönesans ve Reform ha­reketlerinin başlamasına neden oldu.
     1750: Avrupa aydınlanma felsefesiyle anayasal demokrasinin düşünce temelleri atıldı. Montesqieu (Monteskiyo) güçler ayrılığını savu­nuyordu. Jean Jacgues Rousseau (Jan Jak Russo) "özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" sloganıyla 1762 - 1763 yıllarında "Toplumsal Sözleşme"yi yazdı. John Locke (Con Luk) ise yaşama hakkı, özel mülkiyet hakkı gibi insanların sahip olması gereken belirli özgürlükleri savundu.
    1776: Virginia Haklar Bildirgesi'nde ya­şam, hürriyet ve mülkiyet haklarıyla beraber mut­luluğu arama hakkından söz edildi.
    1789: 1789 yılında Fransa halkı krala kar­şı ayaklandı. Bunun sonucunda Fransız İnsan Bildirgesi yayımlandı. Bu bil­diri temel insan haklarını "hürriyet, mülkiyet, gü­venlik ve zulme direnme" olarak tespit etmektedir. Eşitlik, özgürlük ve adalet düşüncesinin kitleler tarafından telaffuz edildiği ilk siyasal örnektir.
     Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirge­si, yalnızca Fransızlar için değil, bütün insanlar için geçerli olan bir bildirgedir. Bu yüzden evrensel niteliktedir.
     1877: İlk Türk Meclisi Mebuslar Meclisi (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak 20 Mart 1877 tarihinde çalışmalarına başladı.
     1920: 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da egemenliğin millete ait olduğu ilk meclis kuruldu. Yurdumuzun değişik bölgelerinden gelen millet­vekilleri burada çalışmaya başladı.
    1945: II- Dünya Savaşı'nın sonuçlarını gören devletler sürekli barışın sağlanması için bir araya gelerek Birleşmiş Milletler örgütünü kurdu ve 1945 yılında Birleşmiş Milletler Antlaşması im­zalandı.
t» Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nin 11 Aralık 1946 tarihli ilk oturumunda içinde insan haklarının yer alacağı bir belge ha­zırlanması amacıyla Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu oluşturuldu. Komisyonda ha­zırlanan taslak 10 Aralık 1948 tarihinde genel ku­rul tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olarak kabul ve ilan edildi. Bildirge insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı sağlamak ve geliştirmek yolunda atılan ilk adımdır.
    1989: Almanya'da bulunan Berlin duvarı­nın yıkılması ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerinin dağılması bu ülkelerde demokrasinin yayılmasına zemin hazırladı.
    1995: İnternet kullanımı yaygınlaştı. İn­ternet kullanımının yaygınlaşmasıyla dünya üze­rinde insanların birbirleriyle iletişimi arttı ve fikirle­rin tüm dünyaya daha hızlı bir şekilde yayılması sağlandı.
    2000: Dünyadaki 192 ülkeden seçimle iş başına gelen demokratik ülke sayısı 120'ye ulaş­tı. Bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık %60'ına denk gelmektedir.
BELGELERİN DİLİ
           İnsan haklarının gelişimi geçmişten günü­müze kadar gelen çeşitli belgeler ve yasalardan öğrenilmektedir.
           Bu belge ve yasaların bazıları şunlardır:
          HAMMURABİ YASALARI (M.Ö. 1795 -1750)
           Hammurabi, Babil küçük bir şehir devleti iken tahta çıktı ve devleti bir imparatorluğa dö­nüştürdü. Kendi adıyla bilinen yasalar çıkardı. Bu yasalar, Hammurabi'nin hükümdarlığının son yıl­larındaki 282 davayla ilgili kararları kapsar. Karar­lar evlenme, boşanma, ticaret, ceza gibi toplum­sal adalet kurallarını içerir. Hammurabi Yasaları kendinden sonraki toplumları etkiledi ve örnek ol­du. Bu nedenle demokrasinin gelişim sürecinde önemli bir belgedir.
             
Hammurabi Yasalarındaki maddelerden bazıları şunlardır:
   Sağlam olmadığı için yıkılarak içindekilerin ölümüne neden olan binanın ustası da öldürülür.
   Ameliyat sırasında hastasını öldüren dok­torun elleri kesilir.
   Bir insan, kendisi ile eşit olan birinin dişini kırarsa onun da dişi kırılır (Dişe diş).
   Bir insan başka bir insanın gözünü çıkarırsa onun da gözü çıkarılır (Göze göz).

         VEDA HUTBESİ (632)
          İnsan hakları meselesi Hz. Muhammed’in önemle üzerinde durduğu bir konudur. Batı'da kabul görmüş evrensel değerler, insan haklarına ilişkin hükümler asırlar önce Hz. Muhammed tarafından dünyaya ilan edildi. Bu konuda Veda Hutbesi'nin önemi büyüktür.
       Veda Hutbesi, Hz. Muhammed'in 23 yılda yaptığı ilahi duyurunun özünü, ana noktalarını vurgulayan tarihî konuşmanın adıdır. Bu tarihî hitap iç içe geçmiş ve gittikçe genişleyen dairelerden oluşur. Merkez dairede kişi yer alır. Kişinin yer aldığı bu merkezî daireyi aile ve bütün insanlığın bulunduğu daireler kuşatır.
            Veda Hutbesi'ndeki maddelerden bazıları şunlardır:
   İnsanların canları, malları ve ırzları kutsaldır.
   Kan davaları tamamen kaldırılmıştır.
   Hiç kimse diğerinden üstün değildir.
   Kimseye haksızlık yapmayın, boyun da eğmeyin.
   Kimse başkasının suçundan dolayı sorumlu tutulamaz.

        MAGNA CARTA (1215)
       1215 yılında imzalanan Magna Carta İngiltere kralı ile soylular arasındaki karşılıklı yetki ve görevleri belirledi ve böylece kralın sonsuz yetkilerini sınırladı. Magna Carta, vatandaşların hakları ve özgürlükleri açısından önemli kurallar getirerek, hukukun üstünlüğü ilkesinin birçok ülkede yerleşmesini sağladı.
               Magna Carta’da maddelerden bazıları şunlardır:
v   Kral yasalara uygun olarak verilmiş bir hüküm olmadan kimseyi tutuklayamaz, hapsedemez, mallarına el koyamaz, sürgüne gönderemez, kötü muamelede bulunamaz.
v  Kral, kanuni bir hüküm olmadan toprakları, şatoları, hakları ve özgürlükleri ellerinden alın­mış kişilere tüm bunları iade edecektir.
v  Özgür bir kişi işlediği küçük bir suç için buna uygun bir para cezasına çarptırılacaktır. Ağır bir suç işlemezse yaşamına son vermemek şartıyla suça uygun bir ceza verilecektir.
v   Kimseye karşı hak ve adaleti yerine getir­mekten kaçınılamaz ve adalet geciktirilemez.

            KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN'IN KANUNLARI (1520 -1566)
           I. Süleyman (Kanunî Sultan Süleyman) Osmanlı Devleti'ne Yükselme Dönemi'nde hü­kümdarlık yaptı. Hazırladığı kanunlarla dünyada ün yapan I. Süleyman'a "Kanunî" unvanı verildi.
           Kanunlarda yer alan maddelerden bazıla­rı şunlardır:
Ø  Bir kimse bir başkasıyla kavga edip birbi­rinin sakalını yolsalar, ikisi de kınanır. Zenginse yirmi, fakirse on akçe alınır. Eğer birbirlerinin ya­kalarını yırtsalar her ikisi de cezalandırılır.
Ø  Bir kimse adam öldürürse kısas uygulanır (Adamı öldüren de öldürülür).
Ø  Bir kişi diğer kişinin kasten gözünü çıkar­sa ya da dişini kırsa kısas uygulanır.
Ø  Bir yerde kalan kişinin malı çalınırsa hır­sızı oradakiler bulmalıdır. Eğer bulamazlar ise o kişinin zararını karşılamak zorundadırlar.

           FRANSIZ İNSAN VE YURTTAŞ HAKLARI BİLDİRGESİ (1789)
         1789 yılında Fransa'da çıkan ihtilal sonu­cunda mutlak krallıkların yıkılabileceği görüldü. Fransa 28 Ağustos 1789 tarihinde Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ni ilan etti. Demokra­si Batı uygarlığının vazgeçilmez unsurlarından bi­ri oldu. Eşitlik, özgürlük, adalet, anayasal yönetim ve milliyetçilik gibi ilkeler önce Avrupa'ya sonra da dünyaya yayıldı.
              Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ndeki maddelerden bazıları şunlardır:
v  Hiç kimse inançlarından dolayı rahatsız edilemez.
v  Düşünce ve ifade özgürlüğü garanti altın­dadır.
v  Hiç kimse yasaların gösterdiği durumlar dışında suçlanamaz ve tutuklanamaz.
v  Keyfî emirler verilmesini isteyenler ve bu emirleri yerine getirenler cezalandırılır. Suçlu ol­duğu ispat edilene kadar herkes masumdur.
v  İnsanlar özgür ve eşit değerdedir ve öyle de kalırlar.
v  Hak ve özgürlüklerin sınırı yasalardır. Öz­gürlük bir başkasına zarar vermeden herşeyi ya­pabilme gücüdür.
v  Kral dahil kimse halktan kaynaklanmayan iktidarı kullanamaz.
v  Tüm yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla yasaların yapılmasına katkıda bulun­ma hakkına sahiptir.

      KANUN-İ ESASİ (1876)
     Osmanlı Devleti'nde 23 Aralık 1876’de I. Meşrutiyet ilan edilerek Türk tarihinin ilk anayasal özelliğini taşıyan Kanun-i Esasi kabul edildi. Böylece halk ilk defa padişahın yanında yönetime ortak oldu. Seçme, seçilme ve temsil hakkını kullandı. Kişi hakları anayasanın güven­cesi altına alındı.
       Kanun-i Esasi'deki maddelerden bazıları şunlardır:
Ø  Osmanlı sınırlarındaki herkes kişisel hür­riyete sahiptir. Hiç kimse başkalarının hürriyetine zarar veremez.
Ø  Bir kanuna dayalı olmadığı sürece hiç kimseden vergi ve buna benzer paralar alınamaz.
Ø  İşkence ve her türlü eziyet kesinlikle ve tamamen yasaktır.
Ø  Mahkemeler her türlü müdahaleden uzaktır.
Ø  Osmanlı sınırları içerisindeki herkes özel mülkiyet sınırları içindeki her türlü saldırıdan ko­runmuştur.
Ø  Kanunda olmayan bir sebepten dolayı kimsenin özel mülküne zorla girilemez.

            İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ (1948)
 İnsan haklarının uluslararası alanda ko­runmasını amaçlayan çalışmalar II. Dünya Savaşı'ndan sonra hız kazandı. 24 Ekim 1945 tarihin­de Birleşmiş Milletler kuruldu. Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulan İnsan Hakları Komisyonu’nun çalışmaları sonucunda 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edil­di. Bu bildirge insan haklarını uluslararası alanda korumayı amaçlayan önemli bir belgedir.
               İnsan Hakları Beyannamesi'ndeki mad­delerden bazıları şunlardır:
v  Her kişinin yaşama hakkı, kanun koruma­sı altındadır.
v  Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza ya da işleme uğratılamaz.
v  Hiç kimse köle veya kul olarak tutulamaz.
v  Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ya da zorla çalışmaya bağlı tutulamaz.
v  Herkesin özgürlük ve güvenlik hakkı var­dır. 
v  Yasal yöntemler dışında hiç kimse özgür­lüğünden yoksun bırakılamaz.
v  Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sa­hiptir.
v  . Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlü­ğüne sahiptir. Ancak bu özgürlük kamu güvenliği­nin ve düzeninin, genel sağlığın, genel ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için kanunda ön görülen zorunlu olan önlemlerle sınırlanabilir.

       AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ (1950)
       Birleşmiş Milletler Örgütü'nün kurulması ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ka­bul edilmesinden sonra demokratik ilkeleri benim­seyen Batı Avrupa ülkeleri 5 Mayıs 1949 tarihin­de Avrupa Konseyi'ni kurdular. Avrupa Konseyi insan haklarının korunmasında etkili olan ilk böl­gesel kuruluştur.
      Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki maddelerden bazıları şunlardır:
Ø  Bütün insanlar hürriyet, haysiyet ve şeref bakımından eşittirler.
Ø  Herkes ırk, renk, cins, din, dil gibi açılar­dan herhangi bir fark gözetmeksizin bu bildirideki hürriyetlerden yararlanır.
Ø  Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.
Ø  Hiç kimse kölelik ya da kulluk altında bulundurulamaz.
Ø  Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ve hay­siyet kırıcı cezalara tabi tutulamaz.
Ø  Herkes hukuki kişiliğinin tanınması hakkına sahiptir.
Ø  Kanun önünde herkes eşittir.
Ø  Hiç kimse keyfi olarak tutulamaz, alıkonu­lamaz ve sürülemez.


TEMEL HAKLARIMIZ
       İnsan hakları, insanların doğuştan sahip olduğu evrensel nitelikte olan haklardır.
    İnsan haklarının temelini, 10 Ocak 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Haklan Sözleşmesi oluşturmuştur. Bu beyanname ve sözleşmede yaşama hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğüne verilmiştir. Bunlar bizim anayasamızda da yer almaktadır.
         Anayasamızın 12. maddesince kişiliğine bağlı, dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
        Temel haklar bizim anayasamızda da temel hak ve özgürlükler başlığı altında "Kişi Hakları’’, "Sosyal ve Ekonomik Haklar’’,Siyasi Haklar" olarak üç grupta ele alınmış:'
Kişi Hakları
1.  Yaşama hakkı,
2.  Kişi dokunulmazlığı,
3Kişi hürriyeti ve güvenliği
4.Özel hayatın gizliliği ve korunması
5.Yerleşme ve seyahat hürriyeti
6.  Din ve vicdan hürriyeti.
7.  Düşünce ve kanaat hürriyeti
8.  Bilim ve sanat hürriyeti,
9.Basın ve yayınla ilgili hürriyetler
10.  Toplantı hak ve hürriyeti
11.  Mülkiyet hakkı,
12.  Hak arama hürriyeti.
13. Temel hak ve hürriyetlerin korunması
Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler
1.  Ailenin korunması,
2.Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi,
3. Çalışma ile ilgili haklar,
4.Toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt
5. Ücrette adalet sağlanması,
6.Sağlık, çevre ve konut hakkı,
7.Gençliğin korunması ve spor hakkı,
8.Sosyal güvenlik hakları,
9. Tüketici hakları,
10.Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korun-
 Siyasi Haklar ve Ödevler
1.  Türk vatandaşlığı,
2.  Seçme, seçilme, siyasi faaliyetlerde bulunma hakları,
3.  Kamu hizmetine girme hakkı,
4.  Dilekçe hakkı
Yaşama Hakkı
Ø  İnsanın en temel hakkı yaşamaktır. Temel hak ve özgürlüklerin uygulanması öncelikle yaşama hakkına bağlıdır. Herkes bir diğerinin yaşama hakkına saygı göstermelidir.
Ø  Yaşama hakkı bütün hakların temelinde olduğu için hiçbir şekilde engellenemez.
Kişi Dokunulmazlığı Hakkı
Ø  Kişinin hem beden hem ruh bütünlüğüne, dokunulmamasını ve kimseye işkence yapılama­yacağını ifade eder. Bu hak, kişinin yaşamasını ve vücut bütünlüğünü güvence altına almaktadır.
Özel Hayatın Gizliliği
Ø  Kişilerin özel yaşamı da devlet tarafından güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 20. maddesinde "Herkes özel yaşamına ve aile ha­yatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
Konut Dokunulmazlığı
Ø  Herkes evinde ailesi ile birlikte rahatsız edilmeden bir yaşam sürme hakkına sahiptir. Anayasamızın 21. maddesinde, "Kimsenin ko­nutuna dokunulamaz. Kanuna bağlı hâkim ka­rarı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulu­nan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin konutuna girile­mez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz." ifadesi yer almaktadır.



Eğitim Hakkı
Ø  İnsanların en önemli özelliklerinden birisi de eğitilebilen bir varlık olmasıdır. İnsanın bu özelliğinin geliştirilmesi eğitim hakkının olmasına bağlıdır. Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bıra­kılamaz.
Ø  Anayasamızın 42. maddesinde, "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.’’ifadesi yer almaktadır. Eğitim ve öğretim ülkemizde Atatürk İlke ve İnkılaplarına göre düzenlenir. Bu esaslara ay­kırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Sağlık Hakkı
Ø  Sağlık hakkı, insanların temel hakların­dan biridir. İnsanların sağlıklı yaşayabilmeleri için, öncelikle koruyucu önlemlerin alınması gerekir.
Dilekçe Hakkı
Ø  Demokratik bir devletin vatandaşlarına tanıdığı haklardan birisi de dilekçe hakkıdır. Di­lekçe hakkı diğer temel haklar gibi anayasa ile güvence altına alınmıştır. Vatandaşlar herhangi bir şekilde hakları ihlal edildiğinde devletin ilgili kurumlarına dilekçe ile başvurabilir.
Seçme ve Seçilme Hakkı
Ø  Seçme, seçilme ve siyasi parti faaliyetle­rinde bulunmak demokrasinin en önemli hak ve hürriyetlerindendir. Bu hak ve hürriyetler kanunla düzenlenmiştir.
Düşünce, Kanaat ve İfade Özgürlüğü
Ø  Düşünce ve bir konuda karar verebilme insana özgü özelliklerin başında gelir. İnsanın ge­liştirilebilmesi ve kişilik kazanabilmesi için özgür­ce düşünebilmesi gerekir.
Ø  Demokrasi ile düşünce ve kanaat özgür­lüğü arasında sıkı bir ilişki vardır. Anayasamızın 25. maddesinde,   'Herkes düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
Basın ve Yayın Özgürlüğü
Ø  Basın özgürlüğü, insanların görüşlerini gazete, kitap, dergi ve televizyon gibi araçlarla topluma duyurabilmesini ifade eder. Basın özgür­lüğü insanların okul dışında da eğitilmesine im­kân sağlar.
Din ve Vicdan Özgürlüğü
Ø  Din ve vicdan özgürlüğü kişinin istediği bir dine inanmasını ve ibadetlerini serbestçe yapabil­mesini kapsar. Demokratik devletlerde serbestçe kullanılırken baskıcı yönetimlerde ise bu özgürlü­ğün kullanılması zor olur.
Haberleşme Özgürlüğü
Ø  Haberleşme özgürlüğü kişilerin yakınları, özel veya devlet kuruluşları ile çeşitli yollarla ha­berleşmesini ifade eder. Kişilerin haberleşmesin­de gizlilik esastır. Hiç kimsenin telefonları dinlenemez. Ancak devlet, suçun önlenmesi veya or­taya çıkarılması amacıyla yetkili kurumlarıyla te­lefonları dinleyebilir.
Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü
Ø  Yerleşme ve seyahat özgürlüğü kişinin is­tediği yerde oturmasını veya seyahat edebilmesi­ni kapsar. Anayasamızın 23. maddesinde, "Her­kes, yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahip­tir." ifadesi yer almaktadır.
Toplantı Hak ve Özgürlüğü
Ø  Bu özgürlük kişilerin toplu halde düşünce­lerini açıklamasını ifade eder. Düşünce özgürlü­ğünün devamı olan bu özgürlük dernek kurma öz­gürlüğünü de kapsar.
Ø  Bu demokratik hakkın kullanılmasında di­ğer kişilerin hak ve özgürlüklerine zarar verilme­mesi gerekir.
Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Ø  Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme hakkına sahiptir. Demokratik devlet, bilim alanında çalışanları teşvik eder. Sanatçıyı korur. Bilimsel çalışmaları teşvik eder.
Ø  Atatürk bu konuyla ilgili olarak,’’Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat bir sanatçı olamazsınız.’’demiştir.
Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması
Ø  Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ancak kanunla yapılabilir.
Ø  Devlet temel hak ve hürriyetleri ancak belli bir ölçüde sınırlayabilir.
Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılamaması
         Temel hak ve hürriyetlerin kullanılamayacağı durumlar şunlardır:
Ø  Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak için kullanılamaz.
Ø  Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı tehlikeye düşürecek şekilde kullanılamaz.
Ø  Temel hak ve hürriyetleri yok etmek için kullanılamaz.
Ø  Devletin kişi veya zümre tarafından yönetilmesi, sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde hâkimiyet kurması veya din, dil. ırk mezhep ayrımı yapmak için kullanılamaz.

 Temel hak ve hürriyetlerin baz­ı durumlarda durdurulduğu görülür. Anayasamızın 15.maddesinde bu durum bazı şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar;
v  Savaş hâli,
v  Seferberlik hâli,
v  Sıkıyönetim hâli
v  Olağanüstü hâldir.
Ancak temel hak ve hürriyetlerin bazı durumlarda kısmen veya tamamen durdurulması durumunda bile kimsenin yaşama hakkına, din, vicdan ve düşünce özgürlüğüne dokunulamaz.
                                                         İTLİĞE DOĞRU
Ø  Orta Asya Türk devletlerinde kadının saygın bir yeri vardı. Kadın ve erkek eşit haklara sa­hipti. Aile tek eşli evlilik esasına dayanır, çocuklar üzerinde baba kadar anne de etkili olurdu.
Ø  Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra, 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu( Öğretim Birliği Yasası) kabul edilerek eğitimde birlik sağlandı. Bu yasayla eğitimi sadece dinsel anlayışla sürdüren medreseler kapatıldı. Kız ve erkek öğrenciler aynı sınıflarda eğitim görmeye başladı. Daha sonra 1926 yılında Medeni Kanun yürürlüğe konularak Türk kadınına yeni haklar sağlandı.
Ø  Ülkemizde seçme ve seçilme hakkı yalnız erkeklere özgü iken kadınlar Atatürk'ün sayesin­de ilk kez 1930 yılında belediye seçimlerinde oy kullanma, 1933 yılında muhtarlık seçimlerine ka­tılma, 1934 yılında da seçme ve seçilme hakkına kavuştu. Bunun sonucu olarak da 1935 yılında yapılan seçimlerde 17 kadın milletvekili olarak meclise girdi.
NOT: Türk kadınları, birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha önce siyasi haklar kazanmıştır.
Ø  1985 yılında Birleşmiş Milletler Kadın­lara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Türkiye'de yürürlüğe girdi.
Ø  Ülkemizde kadın haklarının korunmasına yönelik resmî ve sivil toplum kuruluşları faaliyet göstermektedir.
Ø  Medeni Kanun'da 2002 yılında yapılan değişikliklerle, Türk kadınının sahip olduğu haklar genişletildi.
Buna göre,
Ø  Ailenin reisi kocadır." hükmü kaldırıla­cak,
Ø  Kadınlar, kızlık soyadını kullanabilecek.
Ø  Onur kırıcı davranış boşanma nedeni sayılabilecekti.

Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti'nde kadın, Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın yerde, her şeyin üstünde, yüksek ve şerefli bir varlıktır.’’ diyerek kadına verdiği değeri ifade etmiştir.
Türk kadını da Atatürk'ü haklı çıkarttı ve her alanda Türk erkeğiyle birlikte yerini aldı. Bu kadınlarımızdan bazıları şunlardır:
Ø  Fatma Aliye Osmanlı Devleti'nde ilk kadın dergilerinden birinin yazarıdır.
Ø  Muazzez İlmiye Çığ Cumhuriyetin ilk arkeologlarındandır.
Ø  Refet Angın ilk kadın tarih öğretmenlerindendir.
Ø  Esma Nayman ilk kadın milletvekillidir.
Ø  Lale Aytaman ilk kadın validir.
Ø  Sabiha Gökçen ilk kadın savaş pilotudur.
Ø  Türkan Akyol İlk kadın bakandır.
Tansu Çiller ilk kadın başbakandır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder