24 Nisan 2011 Pazar

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ ve ŞEHİTLER GÜNÜ( ÖĞRETMEN KONUŞMASI)

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ ve ŞEHİTLER GÜNÜ
GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN ÖĞRETMEN KONUŞMASI

Sayın Kaymakamım, Değerli Protokol, Kıymetli Misafirler ve Sevgili Öğrenciler.

Bugün Türk savaş tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin 96.Yıldönümünü kutlamanın ve kutsal vatanımız için canlarını feda eden şehitlerimizin Şehitler Günü’nü idrak etmenin sevincini aşıyoruz.
Çanakkale Savaşı, Türk evlatlarının inançla, imanla; kol kola, göğüs göğse sergiledikleri bir var oluş mücadelesi olmuştur. Burada askeriyle subayıyla toplumumuz çok parlak bir sınav vermiştir. Bu zafer, milletimizin, iman ve azminin, metanet ve gücünün açık bir göstergesidir.
            Çanakkale, esaretle yaşamak yerine onurla ölmeyi tercih edenlerin savaşıdır. Çanakkale, dualarla atılan her adımda inancın ispatı, bağımsızlık sevdasının yaşanmış gerçekliğidir. Çanakkale, genç, yaşlı; kadın, erkek el ele kenetlenen bir milletin var oluş mücadelesinin kıvılcımı olmuştur. Bu anlayışla Çanakkale’de canını vermiş, kanını akıtmış her kahraman Türk askeri bütün dünyanın önünde saygıyla eğildiği takdire şayan bir mertebeye ulaşmış, şahadet şerbetini gözünü kırpmadan içmeye ant içmiştir. Mehmet Akif Çanakkale Şehitleri için yazdığı şiirinde ‘’Bedr’in Aslanları ancak bu kadar şanlı idi.’’diyerek onların ortaya koyduğu mücadelenin ruhunu da özetlemiştir.
Şehitlik ve gazilik dinimizde çok yüce iki değerdir. Şehit, Allah yolunda hayatını feda eden insanlara denir. Şehitlik Peygamber Efendimiz’e en yakın, en kutlu mertebedir. Ecdadımız bin yıldır evlatlarını vatan hizmetine yolcu ederken, “Haydi oğlum, haydi git. Ya gazi ol, ya şehit!” diyerek uğurlamışlardır. Şehitler Kur’an’ın ifadesiyle asla ölmezler ve işin garibi “ölüm” nasıl bir şeydir, ne kadar acı çekilir onu da bilmezler. Bu yüzden “şehitler ölüm acısını, ruhun cesetten çıkarkenki çektiği acıyı yaşamadıkları için, başka bütün zâtların aksine dünyaya tekrar tekrar gelmek isterler” denilmiştir.
Çanakkale’de kahraman askerlerimizin şehitlik arzusunu büyük önder Mustafa Kemal ‘den dinleyelim:
 ‘’Biz kişilerin kahramanlık sahneleriyle ilgilenmiyoruz. Yalnız size Bomba Sırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm kesin... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına hepsi düşüyor, ikincidekiler onların yerine geliyor; fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakika sonra öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor. Sarsılmak yok! Okuma bilenler ellerinde Kuran’ı Kerim Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.
Mustafa Kemal’i tarih sahnesine çıkaran da onun bu savaşta kazandığı başarılar olmuş, 19. Tümen Komutanı olarak Kocaçimen’de Conkbayır’da, savaşmış, Anafartalar grup komutanlığına atanmış, önemli başarılar kazanmıştır. Askerlerine:
—‘’Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum.’ diyerek bu savaştaki liderliğini ortaya koymuştur.
Savaşın arkasındaki beyin olan dönemin Bahriye Nazırı Winston Churchill, Türklere karşı zehirli gaz kullanalım teklifinde bulunmuş, ancak sağduyulu bazı İngiliz yetkilileri bu teklife karşı çıkarak “Bu bir insanlık suçu olur.” deyince, Churchill: “Ama Türkler insan değil ki! diyerek tüyler ürpertici bir cevap vererek gerçek yüzünü göstermiştir.Evet,İngilizler savaşta gaz kullanmışlardır.Sonrasında  Alman subayları Türk askeriyesine gaz kullanmayı teklif etmişler, Türk kurmay heyeti bunu kabul etmemiştir. Bu sırada İngiliz kurmay heyeti “Türkler de gaz saldırısında bulunacaklar” endişesiyle askerlerine gaz maskeleri dağıtmıştır. Ancak ecdadımızın cihat meydanındaki mertliğine o ana kadar şahit olan Anzaklar, “Türkler gaz kullanmazlar. Onlar temiz savaşçılardır.”diyerek gaz maskesi takmayı şiddetle reddetmişlerdir. Ecdadımız bu davranışıyla da yine bir insanlık dersi vermiş, kendisinden bekleneni ortaya koymuştur.
Çanakkale’de ilahi ikram küçümsenebilir mi? Çanakkale’de savaş esnasında yaşanan sayısız fevkalade hadiseden başka, savaş sonrasında da pek çok olağanüstü hadise vukû bulmuştur. Cesedi bozulmamış şehitlerimiz, tüfeğini bırakmayan askerimiz, akşamları görülen nöbet mangası, daha neler neler... Biz Çanakkale’de şahlanan rûhu canlı tuttukça ilahi yardım da her zaman milletimizin üstünde olacaktır. Zaten düşman kuvvetlerin bir mensubu da’’ tanrı Türklerden yanaydı’’ demek suretiyle bu gerçeğe işaret etmiştir. Tarihimizdeki birçok savaşta hemen her zaman anlatıla gelen bir hadisedir yeşil sarıklılar. Herkes onların ya Allah katından gönderilen melekler ya da daha önceki savaşlarımızda Allah, vatan ve din uğruna can veren şehitlerimiz olduklarını düşünürler. Çanakkale’de de bunun örnekleri görülmüştü.
Düşmeyen sancak 57. Alay’ı, sessiz gecenin kahramanı Nusret Mayın Gemisi’ni, gizli darbenin başrol oyuncusu Mesudiye Zırhlısı’nı, Conkbayırı’ndaki şanlı direnişi, insanlığın savaşı yendiği Gelibolu’yu, efsaneleşen gerçek Koca Seyit’i, cesur yürek Yahya Çavuş’u kim tarih sahnesinden silebilir ki!   
Evet, Çanakkale Savaşını unutmamalı, unutturmamalıyız.“Geçmişini unutanlar, o geçmişi yeniden yaşamak zorunda kalırlar.”  Öyleyse geçmişimizden ders alarak bugün de “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” diye haykırıyor,Aziz şehitlerimizin hepsine buradan dualar,fatihalar gönderiyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme